Farkımız
Turkish Login
Turkish Login
Turkish Login

 

Kobi Davos’u

 Hacer BOYACIOĞLU/ANKARA

8 Eylül 2015

 Kobi Davos’u

TÜRKİYE, G20’in gündemine KOBİ’leri dahil etmeyi başardı. TEPAV Direktörü Prof. Dr. Güven Sak, Türkiyenin talebiyle artık G20lerde sadece uluslararası firmaların değil KOBİ’lerin sorunlarının da yer alacağını açıkladı.

 Bunun için de merkezi istanbulda olan Dünya Kobi Forumu’nu kurduklarını belirten Sak, “Bu forum, Dünya Ekonomik Forumu gibi bir marka olacak. Merkezi Türkiyede olan uluslararası bir kuruluştan bahsediyoruz. Bu bir ilk. Davos nasıl Dünya Ekonomik Forumu ile anılıyorsa, İstanbul da KOBİ Forumu ile anılacak” dedi.

 

 G20 ALGISI DEĞİŞECEK

 G20’nin bugüne kadar hep finans ağırlıklı çalıştığını ve sadece çok uluslu şirketlerin sorunlarının gündeme getirildiğini vurgulayan Sak, “Girişimlerimiz sonucunda G20’in ayrılmaz bir parçası olarak artık KOBİ’ler de bu platformda var olacak ve KOBİ’lerin sorunları da paylaşılacak. Kasım ayında Antalya’da yapılacak olan G20 Liderler Zirvesi’nden de bu yönde kalıcı bir karar alınmasını bekliyoruz. Böylece G20’in kapsayıcılığı Türkiyenin döneminde artmış olacak açıklamasını yaptı. KOBİ’leri G20’de de temsil edecek olan Dünya KOBİ Forumuna Dünya Bankası’yla, İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı’nın (OECD) da stratejik ortak olduğunu belirten Sak, “Atılan adımlarla G20 tarafından finansal istikrara yönelik alınan her kararın KOBİ’leri nasıl etkilediğinin de dikkate alınmasını sağlayabileceğiz” dedi. Geçtiğimiz hafta TOBBun evsahipliğinde düzenlenen B20 toplantılarındaki katılımcı profilinin de “kapsam genişlemesinin” güzel bir örneği olduğunu anlatan Sak, En kapsamlı B20 organizasyonu Türkiyenin dönem başkanlığında gerçekleşti. Geçen yıl Avustralyada yapılan toplantıya 30 ülkeden 317 kişi katılırken; Ankara’daki toplantıya ise 61 ülkeden bin 480 kişinin katıldı” dedi.

 

Kaynak <http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/30021833.asp>

 

 

KOBİ’ler; değişen piyasa koşullarına hızlı uyum yetenekleri, esnek üretim yapıları, bölgeler arasında dengeli büyüme, işsizliğin azaltılması ve yeni iş alanları açılmasındaki katkıları gibi bir dizi olumlu özellikleri nedeniyle, ülkelerin ekonomik ve sosyal kalkınmasının temel taşlarıdır.

Ülkemizde de işletmelerin yüzde 99,77’sini oluşturan KOBİ’ler, toplam istihdamın yüzde 78ini, toplam katma değerin yüzde 55ini, toplam satışların yüzde 65,5ini, toplam yatırımların yüzde 50sini, toplam ihracatın yüzde 60,1’ini, toplam kredilerin yüzde 24’ünü gerçekleştirmektedir. Bu rakamlar, KOBİ’lerin Türkiye ekonomisindeki önemli rolünü açıkça göstermektedir. Bu önemli özelliklerinin yanı sıra, KOBİ’lerin yaşadıkları ve çözmeleri gereken birtakım sorunları da bulunmaktadır.

KOBİ’lerin öncelikli sorunu öz kaynak yetersizliği ve kredi teminindeki güçlüklerden oluşan finansal sorunlardır. Yapısal, yönetim, üretim ve yeni teknolojilere uyum sorunları, düşük kapasiteyle çalışma, tedarik ve stoklama, bilgi desteği ve teknik yardım, pazarlama ve rekabet, yeni yatırım yapamama, Gümrük Birliği'ne uyum, yasal düzenlemelerde yetersizlik ve bürokratik engeller gibi sorunlar da KOBİ’lerin yaşadığı veya yaşaması muhtemel diğer problemleri oluşturmaktadır.

Bu nedenle ekonomi açısından önemi ortada olan KOBİ’lerin bu problemlerinin çözümüne ve problem çözme yeteneklerinin geliştirilmesine yönelik mekanizmaların oluşturulması da kamu otoritesi olarak devletin üzerinde durması gereken önemli bir noktayı oluşturmaktadır. KOBİ’lerin yaşadığı problemlerin çözümü Avrupa Birliği ülkelerinde ve tüm gelişmiş ülkelerde üzerinde önemle durulan bir konu olmaya devam etmektedir. Küresel rekabetin yoğunlaştığı ve teknolojik değişimin hız kazandığı bir dönemde, Avrupa Birliği, ABD ve Japonya, aralarında, yenilikçilik ve Ar-Ge açığını kapatmak, bilgi ekonomisine geçmek ve daha kaliteli istihdam yaratabilmek için Lizbon Stratejisi’ni uygulamaya koymuşlardır.

Bu kapsamda uygulamaya konulan ‘Modern KOBİ Politikası’, KOBİ’lerin üzerindeki bürokratik ve finansal yükleri kaldırmayı amaçlamaktadır. Avrupa Birliği (AB) bunun ardından, KOBİ’lerin büyümesi için en uygun ortamı yaratmayı, AB tarafından oluşturulan tüm politikalarda KOBİ’lerin ihtiyaçlarını ön planda tutmayı ve AB devlet başkanları ile hükümetlerine KOBİ vizyonu kazandırmayı amaçlayan “AB İçin Küçük İşletmeler Yasası”nı yürürlüğe koymuştur. İşletmelerin ve girişimcilerin şirket kurmasını kolaylaştıran, işletmeler üzerindeki mali ve bürokratik yükleri kaldırmayı hedefleyen Küçük İşletmeler Yasası, aynı zamanda KOBİ’lere oluşturacakları gruplarla uluslararası pazarlarda birlikte hareket edebilme imkânı da sağlamıştır. 2008 yılında yürürlüğe giren bu Yasa'da, gerek Birlik bünyesinde, gerek ulusal düzeyde KOBİ’lere yönelik politikalar oluşturulurken, ülkelere rehberlik etmesi amacıyla 10 temel prensip belirlenmiş, bu Yasa'ya temel teşkil eden "Önce Küçük Olanı Düşün" prensibi ışığında bir dizi mevzuat düzenlemesinin yapılmasının gerekliliği vurgulanmıştır. KOSGEB, bu prensiplere ilişkin ilerlemeleri izlemekle görevli "Ulusal Koordinatör" olarak belirlenmiştir.

Avrupa Küçük İşletmeler Yasası kapsamında belirlenen hedef ve ilkeler, Türkiye ekonomisi için de öncelik arz etmekte olup yapılan ve yapılacak uygulama ve düzenlemeler de bu hedef ve ilkeler ile paralellik arz etmektedir. Geçen yıl uygulamaya başlanan KOBİ Stratejisi ve Eylem Planı ile KOBİ’lerin ihtiyaçlarına duyarlı, niteliği yüksek hizmet ve desteklerle KOBİ'lerin üretim seviyesini, yatırım miktarını ve katma değeri arttırmak amaçlanmaktadır.

Bu belgeyle birlikte, KOBİ’lere yönelik temel stratejileri belirlenmiş, gerekli ve öncelikli faaliyetleri detaylı bir şekilde ortaya koyulmuş, arzu edilen hedeflere ulaşma yolunda ilgili taraflara düşen görevleri açık bir şekilde ifade etmek üzere gerekli eylem ve projeler demeti oluşturulmuştur. KOBİ Stratejisi doğrultusunda, ''Girişimciliğin geliştirilmesi ve desteklenmesi'', ''KOBİ'lerin yönetim becerilerinin ve kurumsal yetkinliklerinin geliştirilmesi'', ''İş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi sürecinde KOBİ'lerin gözetilmesi'', KOBİ'lerin Ar-Ge ve yenilik kapasitesinin geliştirilmesi'' ve ''KOBİ'lerin ve girişimcilerin finansmana erişimlerinin kolaylaştırılması'' olmak üzere beş ana stratejik alanda toplam 83 eylem ve proje gerçekleştirilecektir. Geçtiğimiz 10 yıl, Türk KOBİ’leri için önemli fırsatlar dönemi olmuştur.

Finans sektörünün KOBİ kredi portföyünü büyütmüş olması; uluslararası firmaların Türkiyenin sanayi alanlarına girmiş olmaları ve Türk şirketlerinin Avrupa pazarlarına girmeleri ile uluslararası standartların yayılmasını teşvik etmiş olmaları bu fırsatlardan bazılarıdır. Türkiyedeki KOBİ’lerin, mikro finans hizmetlerinden küme oluşumuna kadar yenilikçi stratejiler ve çözümlere yönelmesi de bu alanda yaşanan bir diğer önemli gelişme olmuştur. Bunun yanında; işletmelerin mali ve yapısal sorunlarının çözümüne ilişkin olarak faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarının daha etkin çalışmaları, işletmelere sağlanan destek süreç ve mekanizmalarının daha verimli ve işletmelerin ihtiyaçlarıyla daha uyumlu hale getirilmeleri de KOBİ’lerin ekonomik hayatta karşılaştıkları sorunların çözümünde önemli rol oynamış ve oynamaya devam etmektedir.

2009 yılında yapılan kanun değişikliği ile imalat sanayinin yanı sıra, hizmet ve ticaret sektörlerindeki KOBİ'ler de KOSGEB’in hedef kitlesine dâhil edildi. Genişleyen bu hedef kitlesinin ihtiyaç ve beklentilerine cevap verebilecek, “yalın ve esnek”, “nitelikli KOBİ'lerin nitelikli şekilde destekleneceği” yeni bir destek sistemi oluşturuldu. KOSGEB desteklerinin içerik, limit ve destek oranlarında iyileştirmeler yaparken, KOSGEB'in ve desteklerinin anlaşılmasına ve erişilebilir olmasına yönelik tedbirler alındı.

KOBİ’ler ve girişimcilerin daha kolay ulaşabilmesi için Hizmet Merkezi Müdürlükleri bulunan il sayısı 33'ten 68'e çıkarıldı, web sitesini yenilendi, Çağrı Merkezi (444 1 567) devreye alındı. KOSGEB; bu yeni dönemde online başvuru aldığı destekleme modeli ile KOBİ’lerin yönetim becerilerini ve kurumsal yetkinliklerini geliştirmek, Ar-Ge ve inovasyona dayalı faaliyetlerini artırmak, girişimcilik kültürünü geliştirmek ve başarılı yeni işletmelerin kurulmasını teşvik etmek amacıyla KOBİ’lere ve girişimcilere; Ar-Ge, İnovasyon ve Endüstriyel Uygulama Destek Programı, KOBİ Proje Destek Programı,Tematik Proje Destek Programı, Girişimcilik Destek Programı, İşbirliği - Güçbirliği Destek Programı, Gelişen İşletmeler Piyasası KOBİ Destek Programı ve Genel Destek Programı olmak üzere yedi ayrı program ile yol göstermeye ve destek olmaya devam etmektedir.

Sektörel ve bölgesel farklılıklar gözetilerek, sonuç odaklı ve daha fazla etki oluşturacak şekilde, program ve proje esaslı olarak işletmelere, girişimcilere, KOBİ’lere yönelik projeleri olan meslek kuruluşlarına ve işletici kuruluşlara, geri ödemeli ve geri ödemesiz destekler sağlanmaktadır. KOSGEB, 2003 yılından 2012 yılı Eylül ayı sonuna kadar geçen dönemde, 120 binden fazla işletmeye yaklaşık 634 milyon TL destek sağlamıştır. Daha da önemlisi, yeni programlardan da görüleceği üzere, bu destekler her geçen gün daha doğru adreslere ulaşmaktadır. KOSGEB Destek Programları’nın yanında, KOSGEB KOBİ Kredi Faiz Desteği Yönetmeliği kapsamında KOBİ’lere uygun koşullarda finansal destek de sağlanmaktadır. Söz konusu kredi faiz destek programları ile işletmeler; üretim, kalite ve standartlarını arttırmalarını, finansman sorunlarının çözümünü, istihdam yaratmalarını ve uluslararası düzeyde rekabet edebilmelerini teminen; yatırım, işletme sermayesi ve ihracata yönelik olarak 2003 yılından itibaren desteklenmektedir. Bu kapsamda, 210 bine yakın işletme için yaklaşık 11,6 milyar TL’lik kredi hacmi oluşturulmuş ve bu işletmelerin bankalara ödeyeceği 1 milyar TL’den fazla faiz KOSGEB tarafından karşılanmıştır.

Ekonomik kalkınma ve istihdam sorunlarının çözümünün temel faktörü olan girişimciliğin desteklenmesi, yaygınlaştırılması ve başarılı işletmelerin kurulması amacıyla 2010 yılında Girişimcilik Destek Programı’nı uygulanmaya başlandı. Bu Program kapsamında verilen Uygulamalı Girişimcilik Eğitimleri, girişimcilik kültürünü yaygınlaştırmayı amaçlamaktadır. Bu eğitimden yararlananlar, kendi iş fikirlerine ilişkin iş planlarını hazırlayabilecek bilgi ve deneyimi kazanmaktadırlar.

Bu eğitimlerden yararlanan arkadaşlarımız, 30 bin TL'ye kadar hibe ve 70 bin TL'ye kadar geri ödemeli desteklerden yararlanarak kendi işlerini kurabilmektedir. Ülkemiz dünyanın on altıncı, Avrupanın ise altıncı büyük ekonomisidir ve 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeyi hedeflemektedir. Ülkemiz ihracatının büyük bölümü sanayi ürünlerinden oluşmaktadır. 170 ülkeye 7 binin üzerinde ürün ihraç eden ülkemiz, bu ihracatın yarısından fazlasını ABD ve Avrupa’ya yapmaktadır.

Bu durum uluslar arası normlara uygun mal üretme yeteneğimizin olduğunun açık bir göstergesidir. Ancak, Araştırma -Geliştirme, inovasyon, marka oluşturma ve tasarım gibi rekabet gücü artırıcı noktalarda tüm sektörlerimizin geliştirilmesi, ayrıca bunun için uygun ortam ve desteklerin sağlanması gerekmektedir. Diğer taraftan dünya pazarlarına ve müşteri taleplerine duyarlı olma, pazar ve ürün geliştirme, teknolojik yeniliklere ve değişime açık olma, ulusal ve uluslararası alanlarda işbirliği yapma ve kurumsal yönetişim ilkelerine göre yönetme anlamında ise iyileştirmeler yapmak gerekmektedir.

KOBİ’lerin problemlerinin çözümü, girişimciliği daha cazip hale getirerek yeni KOBİ’lerin kuruluşunu da sağlayacak ve bu durum üretim, refah ve istihdamı artırarak ekonomik büyüme ve kalkınmayı gerçekleştirecektir. Biz de Bakanlık olarak, ülkemizin 2023 yılı vizyonuna uygun olarak, girişimcilerimize ve KOBİ’lerimize yön vermeye, destek olmaya, başarılı KOBİ’leri artırmaya devam edeceğiz.

Nihat ERGÜN

 

Kaynak <https://anahtar.sanayi.gov.tr/tr/news/kobiler-ve-girisimcilerin-turk-ekonomisindeki-yeri-ve-onemi/261>

 

Sanayi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan’ın Değerlendirmesi: Bu Belge, Türkiye’nin Sanayi “MANİFESTOSU” dur.

Türkiyenin toplam ihracatı içindeki imalat sanayinin payının % 94 olması, ülkemizin sanayileşmiş bir ülke olduğunu göstermektedir. Ancak mevcut sanayimizin önemli bir kısmı "teknoloji yoğunluğu" ve "ürettiği katma değerin" düşük olması sürdürülebilir rekabetçi bir sanayi için kesinlikle yeterli değildir.

İmalat sanayinin teknolojik yapısını değiştirmeye yönelik politikalar uzun dönemli bir değerlendirme sürecini gerektirmektedir. Bu anlamda son 15 yılda düşük teknolojili ürünlerden orta teknolojili ürünlere geçişte uygulanan politika ve çıktılar, önümüzdeki dönemde yüksek teknolojili ürünlere geçiş sürecinde de yol gösterici birer politika aracı olacaktır.

Sanayide 3 önceliğimiz bulunmaktadır:

Birincisi yerli üretimdir. Türkiye'nin sahip olduğu iç pazar, kaliteli iş gücü, 2 saatlik uçuş mesafesinde 1 milyar insana ulaşan coğrafi konumu ülkemizin yerli üretim konusundaki avantajlarıdır. Bu nedenle yerli üretime önem verilmekte ve yerli üretim teşvik edilmektedir.

İkincisi teknolojik üretimdir. Artık Türkiye'de üretimde teknoloji düzeyinin artmasına önem verilmektedir. Meclisin çıkardığı kanunlarla ülke "Ar-Ge merkezi" konumuna yükselmiştir. Türkiye'de 30'un üzerinde Ar-Ge personeli çalıştıran 196 Ar-Ge merkezi bulunmaktadır. Ar-Ge merkezi sayısı Türkiye'de hızla artmaya devam edecektir.

Üçüncüsü ise temiz üretimdir. Çevreye saygılı üretimin, üretim anlayışımızın temelini oluşturması gerekir. Çevreye saygılı üretimde dikkat edilmesi gereken alan işçi sağlığı ve iş güvenliği boyutudur. Biz ne kadar temiz üretime odaklanırsak ülkemizin rekabet gücü de o kadar artacaktır.

Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi 2015-2018, dünyadaki, ülkemizdeki ekonomik gelişmelerin analizlerine dayanan katılımcı bir yaklaşımla, kamu kurum ve kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla "Sanayide Yapısal Dönüşümü" gerçekleştirecek çok iddialı "Türkiye sanayi stratejisi 2015-2018" i hazırladık.

Stratejinin yapı taşlarından bazıları:

Stratejimizin en çarpıcı eylemlerinden birisi Yerli üretici ile yatırımcının buluşmasını sağlayacak web portalının oluşturulması” eylemidir. Bu eylemin hayata geçirilmesine şimdiden başlanmış olup, oluşturulan web portalına kökü Anadolu Türk geleneğinden gelen, mesleki dayanışma ve iş birliğini temsil eden LONCA ismi verildi(www.lonca.gov.tr). Lonca, sanayi siciline kayıtlı 126000 firmanın üretim kabiliyetinin ve ürünlerinin bulunduğu, hacim olarak dünyada emsalsiz bir bilgi hazinesidir. 13 Mayıs 2015 tarihinde sayın bakanımız Fikri Işık’ın lansmanıyla işletmeye alınan site 1,5 ayda 100000 ziyaretçi sayısıyla büyük ilgi gördü.

Makine tarafından oluşturulan alternatif metin:麠 ~

 

Türkiyede otomotiv üretimi 1950li yıllarda başlamıştır. Ancak ülkemizde üretim yapan 15 çok uluslu firmaların, çok yakın zamana kadar Ar-Ge çalışmalarını yurtdışında yapması ve üniversitelerimizin eğitiminin Türk sanayinin ihtiyaçlarından uzak olması nedeniyle; bugün için otomotiv üssü olan ülkemizde (AB ülkeleri arasında otomotiv üretiminde 7. sırada, otobüs üretiminde 1. sırada, hafif ticari ve ağır ticari araç üretiminde ise 2.sırada yer almaktadır.) yeterli bilgi birikiminin ve entelektüel sermayenin oluşmadığını müşahede etmekteyiz.

Bu süreç içerisinde yurtdışına otomotiv konusunda doktora yapmak üzere çok sayıda öğretim elemanı gönderilmesine rağmen, sistematik bir planlama yapılmadığı için, bugün Türkiyede “özgün motor tasarlayacak, patentleyecek nitelikte eleman bulunamamaktadır.

Motor üretimi ve Tasarım kabiliyetinin Türkiyede geliştirilmesi, mevcut bilgilerin, dağınık olan ileri laboratuarların optimize edilmesi, kamu bütçesiyle desteklenen projelerin bir merkezde toplanarak sistematik planlamanın yapılacağı “Motor Mükemmeliyet Merkezi(MMM) bu stratejinin önemli maddelerindendir.

Aynı şekilde, Türkiye 1932 yılından beri çelik üreticisidir. Bugün için ABnin 2., Dünyanın 8. büyük üreticisi konumundadır. Bununla birlikte günümüzde kullanılan üretim şekli ise (EAF/BOF) dünyanın kullandığı teknolojinin tam tersidir. Bu tezattan dolayı tesislerimiz ya duruş yapmakta veya çok düşük kapasite ile ayakta durmaya çalışmaktadır. Bu arada ülkemizin çelik ihtiyacı ithalat ile karşılanmaktadır.

“Demir çelik sektörü ülkemiz için stratejik sektör

Türkiye dünyanın önde gelen çelik üreticilerinden biri olmasına rağmen, katma değeri yüksek nitelikli çelik üretimi (paslanmaz, zırh çeliği vb.) yapamamaktadır.

Demir çelik tesisini tasarlayacak, geliştirecek mühendislik bilgi birikimi 1932den beri sektörde sistematik bir planlama olmamasından dolayı oluşmamıştır. Sektörde çok yakın zamana kadar Ar-Ge merkezi bile bulunmamaktaydı. Sektörü sistematik bir biçimde planlayarak üniversitelerdeki ve sektördeki bilgi birikimini derleyecek, teknoloji geliştiren ve tüm sektöre hizmet edecek merkezi akredite laboratuvarı sektöre özel enerji verimliliği ve çevre teknolojilerini de içeren Demir Çelik Mükemmeliyet Merkezi (Fe-MM)”, nitelikli çelik üretimi ve sektörde yapısal dönüşüm bu stratejinin önemli maddelerindendir.

Yukarıdaki örneklere bağlı olarak üniversitelerimizin bir konuda “İhtisas üniversitesi olarak desteklenmesini, üniversite ve sanayi işbirliğini geliştirecek bir eylem olarak görmekteyiz.

“Mühendislik Fakültelerine bir dönem endüstriyel staj zorunluluğu getirilmesi, öğretim üyelerinin yükselmesinde sanayi işbirliği-patent zorunluluklarının getirilmesi “Endüstriyel Yüksek Lisans ve Phd programlarının yalnız sanayi tesisinde çalışan mühendislere açılması” üniversiteyi sanayiyle buluşturacak eylemler olarak değerlendirilmekteyiz.

“Meslek Yüksek Okullarının(MYO) OSB içinde kurulması veya taşınması, Sanayi Odaları ve OSB tarafından yönetilmesi eylemi sanayicimizin “Nitelikli Eleman Bulamıyoruz!” haykırışına cevap vereceğini düşünüyorum. Ayrıca birçok yerde endüstri meslek lisesi veya teknik lise, düzeyinde donanımı bile bulunmayan bu eğitim kurumlarına değer katıp, kuruluş amacına getirileceğine inanıyorum.

“Temel Bilimler ve Mühendislik alanlarında yapılan yüksek lisans ve doktora tezlerinde BTYK kararları ve 10.Kalkınma Planı’ndaki öncelikli alanlar konu olarak ele alınacaktır” eylemiyle de üniversitelerde yapılan Yüksek Lisans ve Doktora tezleri rafta kalmayacaktır.

1996 yılında Gümrük Birliği anlaşması, Türk Sanayisi üzerindeki etki ve maliyet analizi yapılmadan ve mevcut kurum ve çalışanlarını yeni teknik mevzuatlara uyum konusunda bütüncül bir perspektifle eğitim vermeden imzalandı.

AB’ye katılan yeni üye ülkeler AB teknik direktiflerinin kendi ülkeleri üzerindeki Etki ve Maliyet Analizini yaparak AB den hem regülasyon geçiş süresi , yeni istisnalar ve AB kaynaklarından sektörü geçişe hazırlamak için milyar Eurolar seviyesinde yardım alırken AB’ye üye olup mali yardım alan ülkeler teknik direktiflere uymazken ülkemiz üye olmadan direktiflere tabi olarak tezat yaşamaktadır.

Bugün için 170 AB teknik mevzuatın 155 ini (yani %91) uyumlaştırmayla sorumlu kurum olarak Sanayi Genel Müdürlüğü, uyumlaştırılacak teknik mevzuat Türk sanayisi üzerinde Etki ve Maliyet Analizi” nin yapılması için yeni yeni kapasite oluşturmaya çalışmaktadır.

2015-2018 döneminde eylemlerin uygulama, izleme ve değerlendirilmesine yönelik etkin bir mekanizma oluşturulacak ve sonuçlar takip edilecektir. Kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının, hazırlık sürecinde olduğu gibi uygulama sürecinde de işbirliği ve katkılarını sunacakları Sanayi Stratejisi 2023 yılı hedeflerine ulaşmada önemli bir itici güç olacaktır.

Sürdürülebilir bir ekonomi ve Sosyal refah için, "Sanayide Yapısal Dönüşüm" BAŞLIYOR.

1. Sistematik derinleşerek, teknolojiyi üretmek, dünya ile rekabet etmek için sektörel Mükemmeliyet Merkezlerinin” kurulması zorunluluktur.

2. “1996 yılında Gümrük Birliği anlaşması, Türk Sanayisi üzerindeki Etki ve Maliyet Analizi yapılmadan imzalandı.

3. “Yurtdışına otomotiv konusunda doktora yapmak üzere çok sayıda öğretim elemanı gönderilmesine rağmen, sistematik bir planlama yapılmadığı için, bugün Türkiyede “özgün motor tasarlayacak, patentleyecek” nitelikte eleman bulunamamaktadır.”

4. “Türkiye dünyanın önde gelen çelik üreticilerinden biri olmasına rağmen, katma değeri yüksek nitelikli çelik üretimi (paslanmaz, zırh çeliği vb.) yapamamaktadır.

5. “İhtisas Üniversiteleri ve Endüstriyel Yüksek Lisans ve Doktora programları geliyor.

6. “Üniversitelerde yapılan Yüksek Lisans ve Doktora tezleri rafta kalmayacak

7. “Lonca, sanayi siciline kayıtlı 126000 firmanın üretim kabiliyetinin ve ürünlerinin bulunduğu, hacim olarak dünyada emsalsiz bir bilgi hazinesidir”

Prof. Dr. İbrahim KILIÇASLAN

 

Kaynak <https://anahtar.sanayi.gov.tr/tr/news/sanayi-genel-muduru-prof-dr-ibrahim-kilicaslanin-degerlendirmesi-bu-belge-turkiyenin-sanayi-manifestosu-dur/2092>

 

 Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi (2011- 2014) uygulama döneminin sona ermesi ile birlikte Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlık çalışmaları 2013 yılında başlatılan, yoğun ve kapsamlı çalışmalar neticesinde son haline getirilerek 13.03.2015 tarihinde Yüksek Planlama Kurulu'na sunulan Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi (2015-2018), 18.06.2015 tarih ve 2015/24 sayılı Kurul Kararı ile onaylandı. 25.06.2015 tarih ve 29397 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Belge dünyadaki ve ülkemizdeki ekonomik gelişmelerin analizlerine dayanılarak, kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektörün katkılarıyla katılımcı bir yaklaşımla hazırlandı.

Temel ekseni "Yerli, Yenilikçi ve Yeşil Üretim" olan Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi (2015-2018) için;

- Sanayide bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli yerli üretimin geliştirilmesi,

- Kaynakların etkin kullanıldığı, daha yeşil ve rekabetçi sanayi yapısına dönüşümün sağlanması,

- Sosyal ve bölgesel gelişmeye katkı sağlayan ve nitelikli iş gücüne sahip sanayinin geliştirilmesi

stratejik hedefler olarak belirlenmiştir.

Belge ile ortaya konulan “Orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerde Afro-Avrasya'nın tasarım ve üretim üssü olmak” vizyonu kapsamında “Türk sanayisinin rekabet edebilirliğinin ve verimliliğinin yükseltilerek, dünya ihracatından daha fazla pay alan, ağırlıklı olarak yüksek katma değerli ve ileri teknolojili ürünlerin üretildiği, nitelikli işgücüne sahip ve aynı zamanda çevreye ve topluma duyarlı bir sanayi yapısına dönüşümünü hızlandırmak amaçlanmaktadır.

Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi (2015-2018)'de 70 eylem yer almaktadır. Önümüzdeki süreçte ise belgenin amacına ulaşmasını sağlayacak eylemlerin hayata geçirilmesini teminen yine katılımcı bir yaklaşımla ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının içinde yer alacağı Uygulama, İzleme ve Değerlendirme Mekanizması etkin bir biçimde çalıştırılacaktır.

Belgede yer alan ve önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek olan eylemlerden bazıları yer almaktadır:

Kamu alımlarına yönelik uzun vadeli ihtiyaç planlaması yapılarak kilit teknolojilerin geliştirilmesi ve yerli üretimi desteklenecektir. Yatırım teşviki sağlanan yüksek teknolojili ürünler uluslararası yükümlülükler de göz önünde bulundurularak kamu alım garantisi ile desteklenecektir.

Ekonomideki en büyük mal ve hizmet alıcısı kamu kurum ve kuruluşlarıdır. Ülkemizde 2014 yılındaki kamu alımları 113 milyar TL düzeyinden gerçekleşmiştir. Kamu alımlarının yönlendirilmesi ile araştırma ve geliştirme faaliyetlerine ayrılan kaynakların artırılması, teknoloji yoğun bir üretim tarzının geliştirilmesi, öncelikli sektörlere yatırımların çekilmesi, dolayısıyla ithalata olan bağımlılığın azaltılması mümkündür.

Ülkemizde yüksek teknolojili ürünlerin üretim kapasitesinin artırılması için kamu alımlarını kaldıraç olarak kullanan yeni mekanizmalar oluşturulmuştur. Bu mekanizmalar: 1) Kamu mal alımlarında yüksek teknolojili ürünlere fiyat avantajının sağlanması 2) Kamu mal ve hizmet alımlarıyla sanayide yenilik, yerlileşme ve teknoloji transferini öngören Sanayi İşbirliği Programı (SİP) 3) Ar-Ge projeleri sonucunda ortaya çıkan ürünlere Teknolojik Ürün Deneyim Belgesi verilmesi ve kamu alımlarında iş deneyim belgesi yerine bu belgenin kullanılması imkânın sağlanmasıdır.

2014 Şubat’ta 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda değişiklik yapıldı. Söz konusu değişiklikle Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak orta ve yüksek teknolojili sanayi ürünleri arasından belirlenen ve her yıl ocak ayında Kamu İhale Kurumu tarafından ilan edilen listede yer alan malların ihalelerinde yerli malı teklif eden istekliler lehine % 15 oranına kadar fiyat avantajı sağlanması zorunlu hale getirilmiştir.

4734 sayılı Kanunda yapılan değişikliğe istinaden Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca hazırlanan Yerli Malı Tebliği 13/09/2014 tarihli ve 29118 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yerli Malı Tebliğine göre bir ürüne Yerli Malı Belgesi düzenlenmesi için en az %51 yerli katkı oranına sahip olma kriteri getirilmiştir. Tebliğ, kamu mal alım ihalelerinde yerli malı teklif eden istekli lehine %15 oranına kadar fiyat avantajı sağlanması mekanizmasının daha etkin bir şekilde kullanılabilmesine imkân sağlayacaktır.

Sanayi İşbirliği Programı ile sanayide yenilik, yerlileşme ve teknoloji transferini sağlamak, iç pazarın ve dış ticaretin dinamizmini artırmak, yerli sanayi için uluslararası alanda yeni pazarlar yaratmak, istihdam ve işgücü kalitesini artırmak, döviz girdilerini artırarak cari açığın azaltılmasını sağlamak mümkün olabilmekte olup bu açıdan söz konusu uygulama ülkemiz için büyük önem arz etmektedir. Bu çerçevede, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda ilgili kamu kurum/kuruluşları, STK’lar ve sektörün katkılarıyla hazırlanan “Sanayi İşbirliği Programı (SİP) Yönetmeliği 15.02.2015 tarih ve 29268 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere yürürlüğe girmiştir. Sanayi İşbirliği Programı (SİP) ile başta ulaştırma, enerji ve sağlık sektörlerinde olmak üzere kamunun büyük maliyet gerektiren yüksek teknoloji içeren alımlarında ülkemizin üretim ve teknoloji yeteneklerinin geliştirilmesine imkân sağlanmış olacaktır.

Ölümümüzdeki dönemde, ürün ve teknoloji ihtiyaç analizi yapılacak, kilit teknolojilerin geliştirilmesi ve yerli üretimi kamu alımları yoluyla desteklenecektir. Ayrıca; Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu (BTYK) kararları ile belirlenen yüksek teknolojili sektörlerde yatırım teşviki alan yatırımcılar uluslararası yükümlülükler de göz önünde bulundurularak kamu alım garantisi ile desteklenecektir.

İthal bağımlılığı yüksek olan ara malların yerli üretimi desteklenecektir.

Ekonomimizin dayanak noktası ihracata dayalı büyümedir. İhraç ürünlerimizin de çok ciddi bir kısmını da sanayi ürünleri oluşturmaktadır. İmalat sanayi 2014 itibarıyla Türkiyenin ihracatında yüzde 93,6lık bir paya sahiptir. 2010 yılında imalat sanayinde 105 milyar Dolarlık ihracat gerçekleştirilirken, 2014 yılı itibarıyla bu rakam 147 milyar Dolara çıkmıştır. İhracatımıza paralel olarak ithalatımız da artış göstermektedir. İthalatımızın %70-73 oranındaki kısmı ara malı ithalatı oluşturmaktadır. Bu sebeple ülkemizin ara malı ithalatındaki bu aşırı bağımlılığa mutlak anlamda çözüm getirmek zorundadır.

Bu sorunun çözümüne yönelik olarak, ithal bağımlılığı yüksek olan ara malların yerli üretimi desteklenecektir. Yerli sanayinin geliştirilmesi ve cari açığın azaltılması amacıyla pilot sektör olarak kimya sanayi seçilmiş olup, kimya sanayinde ithal bağımlılığı yüksek olan ara malların kamu-üniversite-sanayi işbirliği projeleri aracılığıyla üretilebilmesi ve üretimin önünde engel oluşturan sorunların çözümlenmesi sağlanacaktır.

Oyuncak İhtisas OSB kurulacaktır.

Yurt dışından ithal edilen bazı oyuncaklar sağlık açısından tehdit oluşturmakta veya bazı kaliteli oyuncaklar yüksek fiyatları nedeniyle cari açığımızı artırmaktadır. Plastik, kauçuk ve kompozit sektörlerimiz gerek Avrupa gerek dünya pazarında ciddi bir konumu sahiptir. Kendi markamızın olduğu yerli oyuncakların üretilmesi için Oyuncak İhtisas OSB kurulması ve bu sayede yerli oyuncak üretimimizin artması ülke ekonomisi ve çocukların sağlığı için önem arz etmektedir. Oyuncak endüstrisinin çocukların kültürel değerler kazanmada çok etkili olduğu göz önüne aldığında konunun önemi daha da artmaktadır.

Kent içinde kalan Sanayi Sitelerinin kent dışına taşınmasına yönelik destek verilecektir.

Yerleşim yerleri içerisinde kalmış, sıhhi imkânlarını yitirmiş, gelişme imkânı bulunmayan, çevresel etkilerin disipline edilmesi mümkün olmayan sanayi işletmeleri ve sanayi sitelerinin kentsel dönüşüm kapsamında yapılan/yapılacak sanayi sitelerine taşınmasına destek olarak bu durumdaki küçük sanayicilerin daha sağlıklı, modern ve çevreye duyarlı işyerlerinde çalışmalarına imkân sağlamak amacıyla taşınma kredisi verilmesine ilişkin 635 sayılı KHK’da değişiklik yapılmasına dair Kanun Tasarısı Taslağı hazırlanmıştır. Bu kapsamda, kent içinde kalan sanayi sitelerinin kentsel dönüşüm kapsamında kent dışına taşınmasına yönelik çalışmalar yapılacaktır.

Sanayide kullanılan elektrik enerjisinin yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması ve sanayi tesislerinin kendi enerjilerini üretmeleri özendirilecektir. Enerji İhtias OSB ve Enerji İhtisas Endüstri Bölgelerinde yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretilmesine yönelik ihtiyaç duyulan mevzuat çalışmaları yapılacaktır.

Enerji arzında yaşanan sorunlar ve iklim değişikliği nedeniyle özellikle enerji tüketimi yüksek olan sektörler için enerji verimliliğine yönelik politikaların hayata geçirilmesi önem kazanmaktadır. Avrupa Birliği enerji ve iklim değişikliğine yönelik, 2020 yılına kadar 1990 yılı değerlerine göre, yüzde 20 sera gazı emisyonu azaltımı, yüzde 20 enerji verimliliği artışı ve yüzde 20 yenilenebilir enerji kullanımını hedeflemektedir. Ülkemiz 2023 yılında; 2011 yılına göre en az yüzde 20 oranında enerji yoğunluğunun azaltılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payının yüzde 30 olması hedeflemektedir. Türkiye özellikle hidrolik, rüzgâr, güneş, jeotermal ve biokütle olmak üzere önemli miktarda yenilenebilir enerji kaynaklarına sahiptir. Yenilenebilir enerji kaynakları potansiyel olarak kömürden sonra ikinci sırada gelmektedir.

Ülkemizin enerji kaynakları temini bakımından büyük oranda dışa bağımlıdır. Ülkemizde üretilen elektrik enerjisinin yüzde 50 civarında doğal gazdan elde edilmektedir. Yine ülkemizdeki toplam elektrik tüketiminin yüzde 45-50 civarında sanayide kullanılmaktadır.

Bu durum göz önüne alındığında yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretiminin üzerinde ciddiyetle durulması gerektiğini ortaya koymaktadır. Sanayide kullanılan enerjinin güneş, rüzgâr, biyokütle vb. yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması, çevrenin korunmasına ve enerjide dışa olan bağımlılığın azaltılmasına büyük katkı sağlayacaktır. Bu kapsamda, bu tür tesislerin kurulmasına ilişkin işlemler kolaylaştırılacaktır.

Enerji İhtisas Endüstri Bölgelerinde yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisinin üretilmesi teşvik edilecek ve buna ilişkin mevzuat düzenlemesi 2015 yılında tamamlanacaktır. Elektrik enerji üretimi ile ilgili gerekli her türlü etüt ve mühendislik çalışmalarında 2016 yılı başında başlatılacaktır.

Sözleşmelerden alınan Damga Vergisi başta olmak üzere, Damga Vergisi Kanununun bazı hükümleri gözden geçirilecektir.

Vergi sisteminin, gelişmiş ülkelerin uygulamalarıyla paralel müesseseler içeren, ekonominin rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlayan, serbest piyasa ekonomisiyle uyumlu, yatırımları ve istihdamı teşvik ederek sürdürülebilir büyümeyi destekleyen, vergiye gönüllü uyumu artırarak kayıtlı ekonomiye geçiş sürecini hızlandıran, daha basit, kolay anlaşılabilir ve uygulanabilir, geniş tabanlı, etkin, verimli ve mükellef odaklı bir yaklaşımla yeniden yapılandırılması hedefleri doğrultusunda önemli bir mesafe kaydedilmiş bulunmaktadır.

Dünyadaki gelişmelere paralel olarak, gelişmiş ülke uygulamaları dikkate alınarak Kurumlar Vergisi Kanunu yeniden yazılmış ve vergi oranı indirilmek suretiyle vergi yükü azaltılmıştır. Gelir vergisi tarife yapısı basitleştirilmiş, gelir vergisi oranlarında da önemli indirimler yapılmıştır. Gıda, eğitim, sağlık ve tekstil ürünleri gibi temel ihtiyaç maddeleri ile turizmde katma değer vergisi oranları önemli ölçüde indirilmiştir. Teknolojik bilgi üretilmesi, üründe ve üretim süreçlerinde yenilik yapılması, verimliliğin artırılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, katma değeri yüksek alanlara yatırım yapılması ve Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla, Ar-Ge harcamalarına gelir ve kurumlar vergisi, gelir vergisi stopajı, damga vergisi ve sigorta primi yönünden önemli destek ve teşvikler sağlanmıştır.

Önümüzdeki dönemde de yatırımlardaki teşviki artırmak amacıyla Damga Vergisi Kanunu’nun çeşitli hükümleri ve uygulamaları gözden geçirilecektir.

Gümrüklerde ve iç piyasada sanayi ürünlerinin teknik mevzuata uygunluk kontrollerinin daha etkin bir biçimde yapılmasına yönelik olarak ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde etkin çalışmalar yürütülecektir.

Sanayi ürünlerinin denetimlerinde etkinliğin artırılması, güvensiz ve kalitesiz ürünlerin yurda giriş aşamasında gerekli tedbirlerin alınması konusunda ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde çalışmalar yürütülecektir. CE İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği ile İthalatta Standartlara Uygunluk Denetimi Tebliği Ekonomi Bakanlığı tarafından her yıl güncellenmekte olup, bu Tebliğlerin eklerinde yer alan riskli ürün listelerinin güncellenmesi amacıyla her yıl Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın piyasa gözetimi ve denetiminden sorumlu olduğu ürün grupları kapsamında riskli ürünler tespit edilecek ve Ekonomi Bakanlığı’na bildirilecektir. İthalat Denetim Rehberleri, saha denetim faaliyetleri doğrultusunda hazırlanacaktır.

Ülkemizdeki işletmelerin yurt dışında yapacakları firma satın alma ya da ortak olma işlemlerinde cazip kredi desteği sağlanacaktır.

Türkiye ekonomisinin dışa açıklık oranının artmasına paralel olarak, küresel ekonomideki gelişmelerin Türk sanayisi üzerindeki belirleyiciliği de artmaktadır. Küreselleşmenin getirdiği fırsatları değerlendirmeye yönelik pro-aktif yaklaşımlar sanayi stratejisinin bir aracı olurken, aynı süreçteki risklerin de etkin yönetilmesi önem kazanmaktadır. Bu çerçevede, Türk imalat sanayinin hem üretim hem de pazarlar açısından çeşitlenme sürecinin devam ettirilmesine yönelik politikalara, dış ekonomik ilişkilerimizin sanayi stratejisi doğrultusunda şekillendirilmesine, Gümrük Birliği ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) bünyesindeki gelişmelerin takibine ve yönlendirilmesine, Türk firmaların dış ticaret şartlarına uyumunu sağlayacak tedbirlerin alınmasına öncelik verilmesi etkin bir sanayi politikasının ayrılmaz bir parçası niteliğindedir. Bu kapsamda Türk firmalarının yurtdışında yapacakları firma satın alma ya da ortak olma işlemlerinde, satın alınan ya da ortak olunan tesislerdeki üretimin satın alan firmanın kendi markası veya satın aldığı işletmenin markası ile yapılması veya pazarlanması kaydıyla, küresel ölçekte kredi sağlanarak rekabet edebilirlikleri artırılacaktır.

Mühendislik fakültelerinde en az bir dönem işyeri eğitimi zorunlu hale getirilecektir. İhtiyaç duyulan sektörlere nitelikli eleman yetiştirilebilmesi amacıyla üniversite mezunlarına öncelikli olmak üzere uluslararası sertifikalı kurslar düzenlenecektir. Meslek Yüksek Okulu ve mühendislik eğitimi veren bütün fakültelerdeki öğretim elemanlarına sanayide sektör ile ortak çalışma yapma zorunluluğu getirilecektir. Temel bilimler ve mühendislik fakülteleri müfredatına Ar-Ge, yenilikçilik sistemi ve fikri ve sınai mülkiyet dersleri konulacaktır.

Sanayide ihtiyaç duyulan nitelikli insan gücünün istihdam edilmesi Bakanlığımızın üzerinde ciddiyetle durduğu konu başlıklarından biridir. Eğitim sistemi ile işgücü piyasası arasındaki uyumun güçlendirilmesine yönelik mekanizmaların etkinliğinin artırılması, iş ve yaşama ilişkin bilgi, beceri ve yetenekleri yüksek ve sağlıklı bireylerin yetişmesi önem arz etmektedir. Bu kapsamda; öncelikle sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli ara eleman ve mühendis ihtiyacı için adımlar atılacaktır. Üniversitelerin sanayi ile gerçek anlamda entegrasyonu sağlanarak, öğrencilerin mezuniyet sonrası aranan nitelikte çalışan olmaları sağlanacaktır. Temel bilimler ve mühendislik fakülteleri müfredatına Ar-Ge, yenilikçilik sistemi ve fikri ve sınai mülkiyet dersleri konularak, öğrencilerin sanayide yaratıcı fikirlerini daha iyi nasıl ortaya koyabileceklerinin yolu gösterilmiş olacaktır. Ayrıca meslek yüksekokulu ve mühendislik eğitimi veren bütün fakültelerdeki öğretim elemanlarına sanayide sektör ile ortak çalışma yapma zorunluluğu getirilerek sanayi ile ortak projeler yapmanın önü açılacaktır.

Ülke genelinde büyük sanayi yatırım alanları oluşturulacaktır.

Ülkemizde özellikle büyük ölçekli yatırım yapacak yerli ya da yabancı yatırımcılar için önceden büyük sanayi yatırım alanlarının belirlenmesi son derece önemlidir. Yatırım alanlarının önceden belirlenmesi, yatırımcı için arazi sorununun olmaması ve yatırımlarını hızla yapması anlamına gelmektedir. Ülkemizin sahip olduğu potansiyelin harekete geçirilmesi ve kaynakların verimli kullanılarak üretim kapasitesinin artırılması, küresel ölçekte rekabet edebilirliğin ve bölgesel gelişmenin sağlanması amacıyla Ülke Mekânsal Strateji Planı’nda ortaya konulacak kararlar dikkate alınarak, büyük sanayi alanları oluşturulacaktır. Ülke Mekânsal Strateji Planları ile ülke kalkınma politikaları, bölgesel gelişme stratejileri ile bölge plan kararlarının mekânsal organizasyonu sağlanmakta, ülke ve bölge düzeyindeki politika ve kararları alt kademe planlara aktaran, doğal, tarihi ve kültürel değerlerin korunması ve geliştirilmesine yönelik mekânsal stratejiler belirlemekte, sektörel kararları ülke düzeyinde mekânsal boyutlarıyla bütünleştiren ve uyumlaştıran, kentsel ve kırsal yerleşmeler, ulaşım sistemi ile sosyal ve teknik altyapının yönlendirilmesine dair mekânsal stratejileri belirleyen yatırım yerlerinin belirlenmesi konusunda yönlendirme sağlanmaktadır.

 

Bilal TEK / Sanayi Politikaları Daire Başkanı (Sanayi Genel Müdürlüğü)

 

Kaynak <https://anahtar.sanayi.gov.tr/tr/news/turkiye-sanayi-stratejisi-belgesi-2015-2018/2094>

 

Direkt Buharlaşma Yoluyla Enerji Elde Eden Motor

Bilim adamları, direkt buharlaşma yoluyla enerji elde eden iki motor icat ettiklerini bildirdiler. Bunlar; elektrik üreten bir piston ile çalıştırılan bir motor ve dönerek minyatür bir arabayı çalıştıran bir motor. Buharlaşma yoluyla enerji üretilerek çalıştırılan ilk araba olan Eva, daha önce kauçuk tabakaları bakteri sporları ile kaplayarak elektrik enerjisi üreten bir jeneratör düzeneği geliştiren Doç. Dr. Özgür Şahin tarafından ve Çinli araştırmacı Xi Chen tarafından geliştirildi. Buharlaşma yolu ile enerji üretimi ile çalıştırılan Eva adlı küçük oyuncak arabanın ileride suyun gücü ile enerji üretimi üzerine yapılacak birçok araştırmaya ışık tutacağı düşünülmektedir (http://www.dailymail.co.uk).

Makine tarafından oluşturulan alternatif metin:

 

Ölümcül Hastalıkları Teşhis Etmek İçin Yeni Düşük Maliyetli Sensör Geliştirildi

Vücuttaki HIV gibi ölümcül hastalıkların önceden teşhisini sağlayan bir sensör geliştirildi. Moskova Fizik ve Teknoloji Enstitüsü'ndeki araştırmacılar, optik bir çip olan sensör, vücutta yer alan kanserli hücrelerin arttığına işaret ederek doktorların tümör belirtilerini teşhis etmesini sağlayacağını ifade ettiler. Araştırmacı Dmitry Fedyanin ve Yury Stebunov, tüm hareket edebilen eşyalar, akıllı telefonlar, giyilebilir elektronik aletler, vs. gibi eşyalarda kullanılmasına izin veren yeni sensörün yüksek duyarlılıkta avantajlı üretim kolaylığı üstünlüğü ile ve minyatür boyutta birleştireceğini söylediler. Araştırmacılar sensör hakkında ayrıca şunları ifade etmişlerdir: Diğer benzer aletlerin aksine, geliştirdiğimiz sensörün hiçbir kompleks bağlantısı yok ve mikroelektronikte kullanılan standart CMOS süreci yoluyla üretilebilmekte. Sensör tek bir devreye sahip değil ve tasarımı çok basit.

Sensör, bireyleri sağlığına kavuşturmanın yanı sıra viral direnci düşürerek HIV virüsünün aktarılması riskinin azaltılmasını sağlamaktadır. Bağışıklık sistemi iyileşme göstermeyen ya da çok zor iyileşen hastalıklara tepki verdiğinde, yüksek hassasiyette nanomekanik sensör, maddelerin kimyasal oluşumunu analiz edebilmekte ve virüslü hastalığı gösteren belirtileri teşhis edebilmektedir.

Makine tarafından oluşturulan alternatif metin:

Ultrahassas sensör sadece birkaç kilodalton ağırlıktaki çıkıntıdaki değişikleri takip edebilmektedir. Bir dalton yaklaşık bir proton veya nötron ağırlığındadır ve birkaç bin dalton bir protein ya da DNA molekülünün ağırlığındadır. Böylece optik sensör başka yöntemlerle teşhis edilebilmesinden çok daha önce hastalıkların teşhisine imkân verebilecektir ve yeni teşhis koyma yöntemlerinin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bilimsel Raporlar dergisinde yayınlanan bir makalede, birkaç milimetre boyutundaki tek çipin değişik madde ya da molekülleri teşhis etmek için tasarlanan ve bu şekilde birkaç bin sensörü taşıyabileceği ifade edilmiştir (http://indianexpress.com/).

3D Yazıcılar Amsterdam’da Köprü İnşa Edecek

Hollanda merkezli bir 3D firması, Amsterdam'ın kanallarından birine 3D yazıcılar yardımıyla köprü inşa edecek. Projeye yazılım ve inşaat uzmanları destek verecek. Yazılım firması Autodesk ve inşaat firması Heijmans'tan yardım alınacak projede, 3D yazıcılar otonom robotlar gibi hareket edecek. İnsandan bağımsız olarak üretime başlayacak olan yazıcılar, kanalın bir yakasından başlayarak diğer yakasına kadar 'köprü basacak.'

Hollandalı mühendisler, istedikleri başarıyı elde edebildikleri takdirde otonom 3D yazıcıların özellikle arama kurtarmada çok faydalı olabileceğini belirtti. Kaza ve afetlerde, 3D yazıcılar altyapının tekrar kurulmasında kullanılabilecek.

Makine tarafından oluşturulan alternatif metin:聳 乚 “

MX3D teknoloji şefi Tim Geurtjens, “altı eksenli yazıcılar sayesinde üretimi kutu halindeki yazıcıların dışına çıkarabileceklerini gerçek boyutlarında ve işlev gösteren nesneler üretebileceklerini söyledi. MX3D, köprünün inşa edileceği yer kesinleştirildiği zaman Eylül ayında inşaata başlamayı planlıyor. 3D yazıcılar kullanılacak materyali 1.500 dereceye kadar ısıttıktan sonra üretime başlayacak (http://blogs.discovermagazine.com).

Finlandiya'da 77 Bin At 20 Bin Evi Isıtacak

Finlandiya hükümeti at gübresinden enerji üretmeye hazırlanıyor. Bunun için şimdiden at gübresinin talaşla karıştırılarak yapılan bir biyolojik yakıtın denemelerine başlandı. Bu karışım yakılarak elde edilen enerjinin fosil yakıt kullanımını azaltması, zamanla da yok etmesi hedefleniyor. Yakıt denemelerini yapan Fortnum grubu, üç atın bir yılda çıkardığı atıkla bir evin yıllık enerji ihtiyacını karşılamanın mümkün olduğunu bildirdi. Finlandiya'da yaklaşık 77 bin at olduğu dikkate alınırsa, 20 binden fazla ev tamamen at gübresiyle ısıtılabilecek.

Makine tarafından oluşturulan alternatif metin:

Finlandiya hükümeti gelecek on yıl içinde kömür kullanımına son vermeyi ve ithal edilen enerji miktarını yarıya indirmeyi amaçlıyor. At gübresinin enerji üretiminde kullanılması, hayvan sahiplerinin bu dışkılardan kurtulma sorununu da çözecek. Zira Finlandiya'da su yollarına sızması ihtimali olan tarlalarda at gübresi kullanılması yasak. At gübresinin organik atık olarak gömülmesi de 2016 yılından itibaren yasak olacak (http://www.bbc.com).

Yerli Uçağın Şirketi Kuruldu

Sierra Nevada Corporation (SNC), Türkiyenin ilk bölgesel jet uçağını üretmek için TRJet Havacılık Teknolojileri Anonim Şirketini (TRJet) kurdu. Şirketten yapılan açıklamaya göre, merkezi Ankarada olan yeni Türk şirketi TRJet, Bölgesel Uçak Projesi'nin yanı sıra ticari havacılık sektöründe de hizmet verecek.

Makine tarafından oluşturulan alternatif metin:

Kısa bir süre önce başlatılan Bölgesel Uçak Projesi'nde, Türkiye'nin yerli yolcu uçağı TRJ628'in üretimine giden ilk adım olarak Dornier 328 (D328) uçaklarının modernize edilmiş versiyonu olan TRJ328den yararlanılacak. TRJ328 uçaklarının yanı sıra diğer çeşitleri de üretip satacak olan TRJet, Türkiye'nin ilk yerli yolcu uçağının hayata geçirilmesinde çok önemli bir rol oynayacak. TRJet, 2 havacılık şirketi SNC ve 328 Support Services GmbH (328 SSG)'nin ortak mirasından aldığı güçle, modern Alman uçak mühendisliği ile sektördeki en yeni modifikasyon standartlarını bir araya getirecek.

Türkiye Dünya Havacılık Pazarına Açılacak

Proje, Türkiye'nin mevcut sivil havacılık sektörünün büyümesini desteklemenin yanı sıra ülkenin dünya havacılık pazarına açılmasını sağlayacak. Dünyanın 85 ülkesinde sertifikalandırılmış olan 328 modeli, ABD, İsviçre, Almanya, Birleşik Krallık ve Danimarka gibi çok sayıda ülkede halen kullanılıyor. SNC şirketinin başkanı Eren Özmen, yaptığı açıklamada, Bölgesel Uçak Projesi'nin, Türkiye'de ulaşımın çehresini değiştireceğini ifade etti. Sadece ülke içerisindeki faaliyetlerle sınırlı kalmayacak olan TRJet'in, istihdam sağlayıp, yerli firmalardan da faydalanarak, bölge ekonomisine önemli katkılarda bulunması amaçlanıyor (http://www.ntv.com.tr/).

Siemens, Dünyanın İlk Elektrikli Uçak Motorunu Üretti!

Uluslararası alanda endüstri, enerji ve sağlık olmak üzere üç ana sektörde faaliyet gösteren Avrupa'nın önemli teknoloji kuruluşlarından Siemens, dünyanın ticari odaklı ilk elektrikli uçak motorunu ürettiğini duyurdu.

Makine tarafından oluşturulan alternatif metin:

 

Fosil yakıtların fiyatları ve çevreye verdikleri zararlar doğrultusunda elektrikli otomobil modellerinin sayısı artıyor. Benzer altyapıyı uçaklara getirmeyi hedefleyen Siemens ise, ürettiği dünyanın ilk elektrikli uçak motoru ile hem yüksek performans hem de temiz bir sürecin kapılarını aralamayı hedefliyor. Şimdilik pervaneli hazırlanan ve kobalt-demir alaşımı ile soğutma için silikon yağı veya Galden gibi iletken olmayan sıvı kullanımı sonrası toplam ağırlığının 50 kg. altında olduğu belirtilen elektrikli uçak motoru, bu haliyle hafif uçak modelleri için etkili bir alternatif ortaya koyuyor ve Siemens tarafından belirtildiği üzere standart motorlardan çok daha fazla oranda (260 kW) güç üretebiliyor.

 Üretim maliyetleri göz önüne alındığı zaman genel olarak uçak fiyatlarını % 12 oranında aşağıya çekebileceği söylenen elektrikli motor teknolojisi, herhangi bir yanma olmadığı için çevreye zarar vermiyor ve yaşam / uçuş kalitesini olumsuz etkileyecek düzeyde ses / gürültü yaratmıyor olmasıyla da dikkatleri üzerine çekiyor.

 Süreç hakkında dünyanın en büyük uçak üreticilerinden Airbus ile ortaklığa giden Siemens, 2 tonluk 100 yolcu kapasiteli bir hibrit motor üzerinde de çalışma gösteriyor ve bu motoru 2035 yılında ticari olarak kullanıma sunmaya hazırlanıyor. Yani gün geçtikçe fosil yakıt ihtiyacı bir nebze de olsa azalıyor ve bu da dünyamıza olumlu bir artı olarak geri geliyor (http://www.donanimhaber.com).

 Yapay Organ İşlevi Gören ‘Çip Ürettiler

Makine tarafından oluşturulan alternatif metin:

 Gediz Üniversitesi ve Ege Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 2nci Uluslararası Biyosensör Kongresi'ne damga vuran isimlerden biri de Prof. Dr. Mehmet Dökmeci oldu. ABD'nin Harvard Üniversitesi'nde doku mühendisliği alanında araştırmacı olarak görev yapan Prof. Dr. Dökmeci, yapay organ işlevi gören çipler ürettiklerini açıkladı.

 Prof. Dr. Mehmet Dökmeci, kongrede yaptığı konuşmada Türk bilim adamı, buluşlarının ilaç araştırmalarında yeni bir dönem başlatacağını ve insanoğlunun hastalıklarla mücadelede elini güçlendireceğini dile getirdi. Dökmeci, şöyle konuştu: "Yeni bir ilacın kullanıma hazır hale getirilmesi uzun, zahmetli ve oldukça maliyetli bir süreç. En az 10 yıl gerekiyor ve milyarlarca dolara mal oluyor. Hazırlık aşamasındaki bu ilaçlar hayvanlar üzerinde deneniyor. Çoğu zaman da hayvanlarda başarılı olunsa bile insanda uygulanamayacağı anlaşılarak başarısızlıkla neticeleniyor. Tüm bunlar yüzünden hastalıklarla mücadelede hızlı ilerleme kaydedilemiyor, yeni tedaviler uygulanamıyor. Hazırladığımız çipler tüm bu süreci neredeyse tamamen değiştirecek. Çiplere insan hücresi kattığımızda, yeni ilaç araştırmalarının insan vücudu üzerinde deneniyormuş gibi kesin sonuç alınmasını sağlamış olacağız. Böylece ilaç araştırmaları hızlanıp milyarlarca dolarlık astronomik maliyet azalacak. En önemlisi de başarısızlık ihtimali azalacak. Bu sayede birçok rahatsızlığın tedavisinde daha güçlü hale geleceğiz, hayvanları kobay olmaktan da kurtaracağız."

 Yapay Organ Mümkün

 Prof. Dr. Mehmet Dökmeci, yapay doku çalışmaları hakkında da bilgi verdi: “Harvard Üniversitesi'nde şu an kemik ve kalp doku mühendisliği üzerine araştırmalar gerçekleştiriyoruz. ABD'de ve Kanada'da benzer araştırmalar sürüyor. Kolumuzdan aldığımız hücreyle karaciğer hücresi ya da başka bir organ hücresi üretebiliyoruz, bununla ilgili çalışmalar 5-10 yıl içinde uygulanabilir hale gelecek. Ancak bir organın bire bir kopyasını yapmak çok zor. Çünkü bir organa baktığımızda, içinde sinirler, damarlar ve farklı farklı hücreler görüyoruz. Araştırmalar bu yüzden yavaş gidiyor. Her şeye rağmen umut ışığı var, mesela yapay pankreas ve yapay deri yapıldı. Diğer organların da yapayını üretebilmek için biraz daha zaman gerekiyor (http://www.aktifhaber.com/).

 Madencilerin Hayatını Koruyan Robot

 Güney Afrikada, Bilimsel ve Sanayi Araştırma Konseyindeki (CSIR) robot mühendisleri tarafından geliştirilen State-of-the-art Madencilik Robotu” patlatma sonrası maden işçilerinin madene güvenli bir şekilde girebilmelerini sağlamak için ön değerlendirme yapabilmektedir. Bacaklar yerine, engebeli zemin üzerinde hareket edebilen bir çift dönen basamakları mevcuttur. Robotun büyük bir kısmı, kamera ile donatılmış sıkıştırıcı kutusu ve yedi farklı yöne dönebilen bir koldan oluşmaktadır.

Makine tarafından oluşturulan alternatif metin:

 Robot, yol planlaması ve birden fazla robot arasında iş birliği sağlayabilmesi için de programlanmıştır. Aynı zamanda, tablet bilgisayar ile de kontrol edilebilmektedir. Yakın gelecekte, robota patlatma sonrası nefes almayı algılayabilmesi için gaz sensörleri eklenecektir.

 Maden ocaklarında, patlatmadan sonra tozlar yatışıp nefes alınabilecek duruma gelinceye kadar ocağa girilmemektedir. Tozlar yatıştıktan sonra bir işçi ocağa girerek çevreyi kontrol etmektedir. Bu esnada, patlatma sonrası kaya düşmesi riski çok fazladır. Bu risk manuel olarak kontrol edilmektedir. Madencilik robotuyla bu iş robotlar tarafından yapılmakta olup işçilerin yaralanması, can kaybı gibi riskleri ortadan kaldırmaktadır. CISIR’ın “Mobil Bilgi Otonom Sistemleri” madencilik robotlarının yanı sıra, arama ve kurtarma, ekipman taşıyan robotlar konusunda da çalışmalar yapmaktadır (http://www.southafrica.info/business/trends/innovations).

 

Kaynak <https://anahtar.sanayi.gov.tr/tr/news/bilim-sanayi-ve-teknoloji-alaninda-guncel-gelismeler/2081>

e-Bülten 'e Kayıt Olun

Güncel Haberler, Kampanya ve İndirim Teklifleri hakkında bilgilendirilmek isterseniz e-Bülten Programımıza üye olabilirsiniz.

Hakkımızda

Yeni millenyum ile beraber internet ve eTicaret hayatımızın değişmez bir parçası oldu. Artık dünya eskisinden de küçük, ve eskisinden de hızlı dönüyor. Zaman ve kaynakların çok daha değerli olduğu günümüzde, 2005'ten beri sizleri en doğru kaynaklara yöneltebilmek için çaba sarf ediyoruz.

fabrikadan.com'da yer alan kullanıcıların oluşturduğu tüm içerik, görüş ve bilgilerin doğruluğu, eksiksiz ve değişmez olduğu, yayınlanması ile ilgili yasal yükümlülükler içeriği oluşturan kullanıcıya aittir. Bu içeriğin, görüş ve bilgilerin yanlışlık, eksiklik veya yasalarla düzenlenmiş kurallara aykırılığından fabrikadan.com hiçbir şekilde sorumlu değildir. Sorularınız için ilan sahibi ile irtibata geçebilirsiniz. Yer Sağlayıcı Belge No : 581