Haberler
Turkish Login
Turkish Login
Turkish Login

Girişimci; dar anlamda belirli bir projeyi, girişimcilik anlayışına uygun biçimde geliştirmek üzere gözler önüne seren, tanıtan ve toplumun uygunluğuna göre uygulayan, geniş anlamda ise toplumun ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetleri, emek, teknoloji, sermaye ve doğal kaynakları bir araya getirip; yasal, finansal, örgütsel ve ekonomik özellikteki ekonomik birimler olan girişimleri kuran kişidir. Girişimcilik, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, tüm gelişmiş ülkelerde ve hemen her endüstri dalında önemlidir.

Coulter, girişimciliğin önemini yenilikçilik-icatçılık, yeni işletmelerin doğması/büyümesi ve yeni iş alanları yaratmak üzere üç önemli alanda vurgulamıştır. Nitekim, hızlı büyüyen (start-up) firmaların büyüme aşamalarında girişimcinin önemli bir özelliği, yenilikçi olması ve bunu aktif hale getirebilmesidir. Yenilikçilik; girişimcinin, beklenmeyen durumlarda, ortaya çıkan problemleri çözme yeteneğini de kapsar. Bu yetenek, girişimcinin eğitimi ve deneyimi ile kazandığı birikimlerinden oluşur.

Avusturyalı iktisatçı ve siyaset bilimci Schumpeter, girişimciliği mal ve hizmetlerin üretim sürecinde denenmemiş teknolojilerin kullanılmasını sağlayan devrimcilik olarak nitelendirmiştir. Kapitalizme atfedilen “yaratıcı yıkıcılık” terimiyle Schumpeter, girişimciliğin bir ayağına risk almayı, bir ayağına da rekabeti koymuştur. Yaratıcı Yıkım Kuramı’na göre, girişimci ruha sahip yeni firmalar, daha az yenilikçi olan mevcut firmaların yerini alacaktır ve bu durum iktisadi gelişmeye neden olacaktır. "İnovasyon" kavram olarak, hem bir süreci ‘’yenilemeyi/yenilenmeyi’’ hem de bir sonucu "yenilik"i ifade eder.

AB ve OECD literatüründe inovasyon süreç olarak; bir fikri, pazarlanabilir bir ürün ya da hizmete, yeni ya da geliştirilmiş bir üretim ya da dağıtım yöntemine ya da yeni bir toplumsal hizmet yöntemine dönüştürmek olarak tanımlanır. İnovasyon aynı zamanda bu dönüştürme süreci sonunda ortaya konan pazarlanabilir, yeni ya da geliştirilmiş ürün, yöntem ya da hizmeti de ifade etmektedir. Schumpeter (1934), inovasyonu yeni ürünlerin girişi, yeni üretim yöntemlerinin girişi, yeni pazarların açılması, hammaddeler ve diğer girdiler için yeni tedarik kaynaklarının geliştirilmesi, bir endüstride yeni pazar yapılarının yaratılması şeklinde beş farklı sınıflandırma yoluna gitmiştir.

Oslo Kılavuzu'nda ise (2005), ürün inovasyonu, süreç inovasyonu, pazarlama inovasyonu ve organizasyonel inovasyon olmak üzere dörtlü bir sınıflandırma yapılmıştır. Ürün inovasyonu; yeni veya ürünün özellikleri yahut kullanılma amacıyla ilişkili olarak önemli ölçüde geliştirilmiş ürün veya hizmetin ifadesidir. Ürün inovasyonu, teknik özelliklerde, bileşenlerde, materyallerde, bütünleşik yazılımlarda kullanıcı dostu veya diğer fonksiyonel özelliklerde önemli gelişimleri içerir. Süreç inovasyonu; yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş üretim veya teslimat yönteminin veya uygun ve yeni ara basamakların uygulanmasıdır.

Bu yöntemin uygulanması; tekniklerde, ekipmanda ve/veya yazılımda önemli gelişmeleri içerir. Pazarlama inovasyonu; ürün tasarımında veya paketlemede, ürün konumlandırma ve tutundurmada, ürün promosyonu veya fiyatlamada önemli değişimleri içeren yeni pazarlama yöntemlerinin uygulanmasıdır. Organizasyonel inovasyon; organizasyonel yenilikler ile ilişkili eğitim faaliyetleri, makine ve teçhizat, diğer dış bilgiler ve başka sermaye niteliği taşıyan malların edinimini de kapsamaktadır.

Ticari uygulamalardaki, işyeri ve dış ilişkilerin organizasyonundaki yeni yöntemler ile ilgilidir. Globalleşme faaliyetlerinde yer alan işletmeler sayesinde, ülkeler arasındaki politik ve ekonomik engellerin azalması sonucu, girişimcilik-yenilikçilik, ilgi çekici bir araştırma alanı olmuş ve bu doğrultuda, dünyadaki liderler ile politikacılar tarafından da teşvik edilmeye başlanmıştır. Gelişmiş ülkelerde, özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde giderek artan girişimcilik-yenilikçilik faaliyetleri, durgun endüstrileri harekete geçirmiş ve yeni iş alanları teminederek, işsizlik sorunlarını azaltma eğilimi yaratmıştır.

Hatta girişimcilikyenilikçilik, teknolojik ilerlemenin hızlandırıcısı olarak yeniden keşfedilmiştir. Bu nedenle, az gelişmiş ekonomilerde girişimcilik yenilikçilik faaliyetlerinin desteklenerek geliştirilmesi, ekonomik büyümenin özel bir koşulu olarak önerilmektedir. Kâr amacı gütmeyen bir akademik araştırma konsorsiyumu olan GEM (Global Entrepreneurship Monitor), girişimcilik faaliyetinin düzeyini belirlemek, girişimciliğin ekonomik gelişmedeki rolünü belirlemek, ülkeler arasındaki farklılığa neden olan faktörleri tayin etmek ve girişimciliği geliştirmeye yönelik politikalar önermek üzere girişimcilik faaliyeti ile ilgili nitelikli araştırma verileri oluşturmak ve bu verileri geniş kitlelere sunmaktadır.

KOSGEB’in liderliğinde, Yeditepe Üniversitesinin teknik desteğiyle tamamlanmış olan 2011 yılı GEM çalışmasının ortaya çıkardığı en önemli sonuçlardan bir tanesi, ülkelerin “Toplam Girişimcilik Aktivitesi” düzeyi olup ‘’Ülkelerin girişimcilik notu denilebilecek endeks, yeni bir iş kurmakta olan ve yeni bir işletmenin (3.5 yaşından küçük) sahibi ve yöneticisi konumunda olan bireylerin yoğunluğunu yansıtmaktadır. Türkiyenin 2010 yılında girişimcilik notu 8,6 iken 2011 yılında 11,9’a yükselmiştir. 2008 yılından beri katılımcı ülkeler, Küresel Rekabetçilik Raporu sınıflandırmasına paralel olarak faktör, verimlilik ve inovasyon odaklı ekonomiler olarak değerlendirilmektedir.

Türkiye bu sınıflandırmada Verimlilik Odaklı Ekonomiye sahip ülkeler arasında yer almaktadır. Avrupa Komisyonu’nun yılda bir kez yayımladığı, ülkelerin inovasyon performansını ölçümlemek üzere hazırlanan ve insan kaynağı yatırımından, girişimcilik ve entelektüel sermayeyi desteklemeye kadar pek çok göstergenin dikkate alındığı İnovasyon Birliği Skorbord Raporu'nun 2011 yılı verilerine gore; 34 Avrupa Ülkesinden sadece 16 ülkenin Ar-Ge ve inovasyon karnesinin Avrupa Birliği ortalamasını tutturduğu görülmektedir. İnovasyon karnesi AB ortalamasından yüksek olan ülkeler inovasyon liderleri olarak raporda yer alırken, Türkiye ve Bulgaristan gibi inovasyon notu AB ortalamasından çok düşük olan ülkelermütevazi ölçüde yenilikçi ülkeler sınıfında yer alıyor. Bu rapora göre Almanya, Danimarka, İsveç ve Finlandiya Ar-Ge ve inovasyon notu AB ortalamasından yüksek olan inovatif ülkeler arasında yer alırken, Türkiye, Bulgarisyan, Romanya ve Litvanya gibi ülkeler yenilikçik performansı AB ortalamasından çok düşük olan ülkeler kategorisinde yer almaktadır.

Trendchart 2008 ve 2009 yılları Türkiye'de İnovasyon Raporları incelendiğinde ülkemizde inovasyon konusunda dört ana politika uygulanmakta olduğu görülmektedir: İşletmelerde yürütülen Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarına finansal destek sağlanması, kamu ve yüksek öğrenim kurumları ile işletmeler arasında Ar-Ge faaliyetlerine yönelik işbirliklerini geliştirmek, inovatif girişimlerin sayısını arttırmak ve hayatta kalmalarını sağlama ve yüksek öğrenim kuruluşları tarafından geliştirilen Ar-Ge faaliyetlerini ticarileşme sürecinde desteklemek.

Raporun konuları arasında ülkemizin inovasyon yönetişimi açısından güçlü ve zayıf yanlarının, tehdit ve fırsatlarının değerlendirilmesi incelendiğinde; 2004 yılından itibaren devletin bilim, teknoloji ve araştırma konularına daha fazla önem veriyor ve kaynak ayırıyor olması güçlü yanlarımızdan biri olarak gösterilmekte ve inovasyonun sadece bilim, teknoloji ve araştırmanın bir sonucu olmadığının, mevcut yaklaşımın Türkiyenin inovasyon performansını artırmak açısından yetersizliğinin altı çizilmektedir. Bu nedenle, inovasyonun tüm devlet politikalarıyla entegre edilmesi gerektiği ve bölgesel boyutunun da göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Bölgeler arasındaki dengesizliklerin ortadan kaldırılmasında en önemli aracın inovasyon olduğu; bu nedenle de bölgesel inovasyon politikalarının tasarlanmasının büyük önem taşıdığı ifade edilmektedir. Nitekim, adı inovatif ülkeler arasında geçen Fransa, Almanya, Güney Kore, Brezilya ve İtalya'nın inovasyona dayalı politikaları incelendiğinde bölgesel inovasyon merkezleri dikkati çekmektedir. Bölgesel inovasyon merkezleri, bir bölgedeki işletmeler, üniversiteler ve eğitim kurumları, araştırma kuruluşları, kamu kurumları, finansman kuruluşları, aracı kuruluşlar (inovasyon ve iş destek merkezleri, teknoloji transfer ofisleri, vb.), sivil toplum kuruluşları, inovasyon ve teknoloji altyapısını destekleyen kuruluşlar (teknoparklar, kuluçka merkezleri, vb.) gibi çok çeşitli aktörün ve bunlar arasındaki etkileşimin oluşturduğu bir ortam olarak tanımlanan yapılardır. Mersin’de başlatılan bölgesel inovasyon stratejisi hazırlık çalışmaları, bu kapsamda örnek bir girişim olarak görülmektedir. Sekretarya hizmetlerini KOSGEB'in yürüttüğü ve 04.01.2012 tarihinde ilk Kurul Toplantısı yapılan Girişimcilik Konseyi girişimciliğin geliştirilmesine yönelik çalışmaları bir çatı altında toplayarak stratejiler oluşturulması ve uygulamaya geçirilmesini sağlamak amacını hedeflemektedir.

Girişimcilik Konseyi'nin hedeflediği alanlardan birisi de ileri teknoloji ve yüksek katma değer yaratan girişim faaliyetlerinin özendirilmesi ve desteklenmesidir. Girişimciliğin ve Ar-Ge İnovasyon faaliyetlerinin desteklenmesi görevlerini tek çatı altında birleştiren KOSGEB, Ar-Ge İnovasyon ve Endüstriyel Uygulama Destek Programları kapsamında girişimcileri ve işletmeleri Teknoloji Merkezleri (TEKMER) ile Duvarsız Teknoloji İnkübatörleri (DTİ) aracılığıyla desteklemektedir.

TEKMER desteğinde üniversite sanayi işbirliğinin gerektirdiği kurumsal altyapının oluşturulması amacıyla üniversiteler ile işbirliği protokolleri yapılarak KOSGEB birimleri oluşturulmakta ve desteklenmesine karar verilen işletmelere üniversite yerleşkeleri içinde çalışabilecekleri işlikler de tahsis edilmektedir. Kendilerine işlik verilen işletmelerin çeşitli giderleri, KOSGEB ve üniversitelerce karşılanmakta istedikleri takdirde üniversite öğretim elemanlarının bilgi birikimi ve teknik altyapısından yararlandırılmaktadırlar.

DTİ’ler de TEKMER gibi kurulmakta ancak KOSGEB, işlik vermeden sanayicinin Ar-Ge projesini işletmenin kendi yerinde desteklemektedir. Üniversite, kamu ve sanayi sarmalının mükemmel bir örneği olan TEKMER'ler bölgesel inovasyon merkezlerinin oluşturulmasında ve yürütülmesinde inovasyon aktarım merkezleri olarak önemli rol oynayacaktır. Üniversite öğrencilerinin girişimciliğe özendirilmesi ve gerek üniversite öğrencilerinin gerekse girişimcinin ve sanayicinin inovasyon farkındalığının artırılması konusunda TEKMER'ler bünyesinde yapılacak çalışmalar ve eğitim faaliyetleri bölgesel inovasyon politikalarının etkin araçlarından olacaktır.

Gülden USLU / KOSGEB KOBİ Uzman Yardımcısı

 

KAYNAKÇA

• SCHUMPETER, A. Joseph (1934). The Theory of Economic Development. An Inquiry into Profits, Capital, Credit, Interest, and the Business Cycle, Harvard University Press,Cambridge.

• OECD - Oslo Manual (2005). Proposed Guidelines for Collecting and Interpreting Technological Innovation Data,Paris.

• KAVAK, Ç., Bilgi Ekonomisinde İnovasyon Kavramı ve Temel Göstergeleri, Dicle Üniversitesi, Ekonomi Bölümü, Akademik BiliGim‘09 - XI. Akademik Bilişim Konferansı Bildirileri, 11-13 Şubat 2009 Harran üniversitesi, Şanlıurfa

• HÉBERT, R. F., & Link, A. N. (1989). In Search of Meaning of Entrepreneurship. Small Business Economics , 1 (1), 39-49.

• COULTER, Mary (2001), Entrepreneurship in Action, Smail Business 2000 (New Jersey: PrenticeHall).

• LITTUNEN, Hannu (2000), "Entrepreneurship and the Characteristics of the Entrepreneurial Personality," International Journal of Entrepreneuria/ Behavior & Research, Vol. 6, No. 6: 295-299.

www.bilgicagi.com

www.kosgeb.gov.tr

www.utikad.org.tr

http://www.gemconsortium.org

Kaynak <https://anahtar.sanayi.gov.tr/tr/news/turkiyede-inovatif-girisimcilik/264>

 

OECD’nin gelecekteki büyümenin önündeki engelleri tespit ettiği ve bunlara yönelik çözüm önerileri geliştirdiği raporu ‘Verimliliğin Geleceği’ (Future of Productivity) adıyla Temmuz ayında yayımlandı. Raporda OECD ülkeleri özelinde belli başlıklara ağırlık veren genel bir verimlilik değerlendirmesi yapılmaktadır. Giriş ve sonuç haricinde 4 bölümden oluşan raporun ilk bölümünde OECD ülkeleri verimliliğinin geçmiş trendleri karşılaştırmalı olarak incelenmekte, krizin etkisiyle derinleşen durgunluğun olası sebepleri üzerinde durulmakta ve gelecekte sağlanacak verimlilik artışının kaynakları araştırılmaktadır. Verimlilik üzerine teknik değerlendirmelere ayrılan ikinci bölümde; küresel üretimde öncü firmaların oluşturduğu sınır (global production frontier), yeniliklerin yayılması (diffusion of innovations) ve firma heterojenliği ve kaynakların yeniden dağıtımı (firm heterogeneity and reallocation) konuları ele alınmaktadır. Küresel düzeyde verimlilik artışının yollarının araştırıldığı üçüncü bölümde; küresel bilginin yaygınlaşmasını (spillover) sağlamak, verimli firmaların sıçramalarına izin vermek ve beşeri sermayeyi kuvvetlendirmek amaçları üzerinde yoğunlaşılmaktadır. Bu kapsamda dördüncü bölüm, tüm bu süreçler için kamu politikasının rolüne ve katkısına odaklanmaktadır.

Bu yazının devamında, yukarıdaki önbilgiye ek olarak raporun ulaştığı sonuçlara yer verilecektir. Buna göre raporda beklentileri karşılamaktan uzak verimlilik trendlerinin ardında yatan nedenler arasında, bu süreçte bilgiye dayalı sermaye (knowledge-based capital-KBC) birikiminin durgunlaşması ve açılan yeni işletme sayısındaki azalmanın altı çizilmektedir. Ayrıca bu nedenler verimlilik bağlamında yapısal bir sorunun varlığına işaret kabul edilmektedir.

Verimlilik değişimlerini daha iyi yorumlayabilmek için raporda, farklı verimlilik düzeyindeki firmalar birbirinden ayrı ele alınmaktadır. Bu ayrımdan hareketle, küresel düzeyde en verimli firmalar (küresel öncü firmalar), ulusal düzeyde en gelişmiş firmalar ve geride kalan (laggard) firmalar arasındaki verimlilik düzeyi farklılıkları yorumlanmaktadır. Buna göre 21. yüzyılda ortalama verimlilik düzeyinde istenen artışlar yakalanamamış olmasına rağmen küresel öncü firmalar için verimlilik artışları görece yüksek seyretmiştir. Açıkça ifade etmek gerekirse OECD ekonomileri içinde en gelişmiş 100 imalat sanayisi firmasının işgücü verimliliği 2000li yıllarda yıllık ortalama % 3,5 artarken, geride kalan firmalar ortalama % 0,5 artış sağlayabilmiştir. Ancak bu firmaların yaşlandığı göz önünde bulundurulduğunda radikal yenilikler ve verimlilik artışının durgunlaşma tehlikesi ortaya çıkmaktadır.

Hizmet sektöründe firmalar arasındaki bu ayrışma daha da fazla göze çarpmaktadır. Hizmet sektörünün, çoğu ekonomi içindeki payının artma eğiliminde olması, bu durumu daha da önemli kılmaktadır. Bunun yanında lojistik, finans ve iletişim gibi hizmetlerin, firmaların küresel değer zincirlerine dahil olabilmesi açısından da dikkatle ele alınması gerekmektedir.

Rapordaki ilginç bulgulardan bir tanesi; raporun şu anki verimlilik durgunlaşmasının temel nedeni olarak yeniliklerin yavaş veya yetersiz düzeyde gerçekleşmesini değil, ortaya çıkan yeniliklerin ekonomi geneline yayılım hızının düşük olmasını (bu durum yayılım mekanizmasının bozuk olması olarak da adlandırılmaktadır) işaret etmesidir. Buna göre küresel öncü firmalar ve diğerleri arasındaki verimlilik düzeyi farkı dikkatleri üç alana yoğunlaştırmaktadır. Bunlardan ilki; ulusal düzeyde gelişmiş firmaların küresel öncü firmalar seviyesinde geliştirilen yeni teknoloji ve bilgiyi kullanabilme yeteneğidir. İkincisi, ulusal düzeyde gelişmiş firmalarda var olan teknoloji ve bilginin geride kalan firmalara yayılımıdır. Üçüncüsü ise, küresel öncü firmaların rekabet üstünlüğü kaynağı olan örtük (tacit) bilginin artışıdır. Sonuçta raporda önerilen şekliyle, küresel öncü teknoloji ve bilginin yayılımından elde edilecek toplam fayda, kıt kaynakların en verimli firmalara yeniden tahsisini sağlayacak politikalar aracılığıyla artırılacaktır.

Raporda ele alınan bir başka alan beceri uyumsuzluğudur. Araştırma sonuçları, OECD ekonomilerindeki çalışanların dörtte biri için, işler ile çalışanların becerileri arasında uyumsuzluk olduğuna işaret etmektedir. Bu uyumsuzluğun zaman içinde artmaya devam edeceğine yönelik araştırma bulguları ve beşeri sermaye birikiminin durgunlaşması bu sorunu halletmenin önemini bir kez daha artırmaktadır. Ayrıca bu alanda görece yüksek oranlar işgücü piyasasında eşleştirme konusunda katılığa ve ücret eşitsizliğine işaret etmektedir. Bu noktada bu sorunu aşmak üzere üretilen politikalar, firmaları daha uyumlu becerilere sahip insanları istihdam etmek konusunda teşvik ederek eşitlik yönünde katkı sağlayacaktır. Zira insan kaynaklarının beceriler ve istihdam alanları açısından daha etkin tahsis edilmesi ile işgücü verimliliğinin bazı ekonomilerde % 10’luk bir artış sağlayabileceği de bulgular arasındadır.

Raporda, verimlilik artışını sağlayacak politikalar aşağıdaki şekilde maddelendirilebilir:

• Kamu finansmanı ve temel araştırma organizasyonu alanlarında iyileşmeler sayesinde araştırmacılar için doğru teşvikler sağlanacak ve verimliliğin küresel düzeyde ulaşılan uç sınırı ileriye doğru genişletilecektir.

• Uluslararası bağlantıların artışı ve çok uluslu girişimlerin Ar-Ge öncülüğündeki kilit rolü -temel araştırma ve Ar-Ge vergi teşvikleri, kurumlar vergisi ve fikri mülkiyet hakları gibi- ilgili politikaları koordine edecek küresel mekanizmalara duyulan ihtiyacı ortaya çıkarmıştır.

• Küresel düzeydeki öncü yeniliklerin ulusal düzeyde gelişmiş firmalara yayılmasıyla sağlanan verimlilik artışı; ticaret serbestisi, küresel değer zincirlerine katılım ve nitelikli işgücünün uluslararası hareketliliği ile desteklenmektedir. Küresel değer zincirlerinde yer almanın uluslararası ticarete yönelik engellerin kaldırılmasından ve hizmetlerin düzenlenmesinden elde edilecek faydayı artıracağı öngörülmektedir.

• İyi işleyen ürün, işgücü ve risk sermayesi piyasaları; ulusal düzeyde gelişmiş firmaların belli bir ölçeğe ulaşmasına, küresel piyasalara girmesine ve küresel yeniliklerden faydalanmasına yardımcı olacaktır. Bunlar; kaynakların etkin olmayan firmalara yönelmesini önlemeyi amaçlayan -iflası aşırı cezalandırmayan etkin yargı sistemleri ve iflas hukukunu içerecek şekilde- politikalar kadar önemlidir.

Üstün yönetim pratiklerinin uyarlanmasını destekleyen ve etkin olmayan iş yapılarını korumayı teşvik etmeyen rekabetçi ve açık iş ortamı, firma içi verimlilik artışlarını desteklemektedir. Aynı zamanda güçlü rekabet, var olan teknolojilerin geride kalan firmalara yayılımını hızlandırmaktadır.

• Ar-Ge mali teşviklerini, firma-üniversite işbirliğini ve fikri mülkiyet haklarının korunmasını içeren yenilik politikaları; uygulamalı araştırmayı temel araştırmanın, yerleşik firmaları genç firmaların karşısında avantajlı kılmayacak şekilde tasarlanmalıdır.

• Firmaların piyasaya giriş ve çıkışı önündeki engelleri azaltmaya yönelik ve işgücü piyasalarında etkin eşleştirme sağlayacak çerçeve politikalar beceri uyumsuzluğunu azaltarak verimlilik performansında artış sağlayabilecektir.

• İşgücü hareketliliğini kısıtlayan ve beceri uyumsuzluğunu artıran mülk edinmede yüksek işlem maliyeti gibi politikalara yönelik reformlar ve hayat boyu öğrenmenin desteklenmesi, yavaşlayan büyüme ve artan eşitsizlikle mücadelede giderek daha önemli hale gelmektedir.

Özetle raporda verimlilik artışının sürdürülmesi için piyasalara yönelik reformlar ve başarısız olan firmaları aşırı cezalandırmayacak iflas yasaları, firmaların yeni teknolojileri deneyimlemesi için teşviklerin artırılması, kaynak tahsisinin daha etkin hale getirilmesi ve küresel değer zincirlerine katılımın faydalarının maksimize edilmesi önerilmektedir. Bunların yanına istihdam hareketliliğini kolaylaştıracak politikalar olarak; ikamet hareketliliğini artıracak konut piyasası politikaları, hayat boyu öğrenmeyi teşvik politikaları, işe alma ve işten çıkarmaya yönelik çok yüksek ve öngörülemeyen maliyetler yüklemeyen iş güvencesi yasaları eklenmektedir. Bu politikalar verimli firmaların büyümesine çalışan becerilerinin uyumsuzluğunu azaltarak katkı sunacaktır. Hükümetler ayrıca yetkinlik geliştirmeye odaklanarak ve insan becerilerinin istihdam edilirken etkin tahsis edilmesini sağlayarak bu süreci destekleyeceklerdir. Verimlilik artışını yeniden harekete geçirmek ve paylaşım eşitsizliğini gidermek için hükümetlerin firmaları bilginin yayılımı konusunda desteklemesi gerektiği ifade edilmektedir.

‘Verimliliğin Geleceği’ raporu, gelecekteki büyümenin önündeki engelleri belirleyen ve ortadan kaldırmaya yönelik politikaları ortaya koyan bir çalışma olarak önem taşımaktadır. Rapora hâkim fikir olarak, verimliliğin daha çok çalışmak yerine daha akılcı çalışmak anlamına geldiği ve daha fazla çıktı üretmek için yeni fikirler, teknolojik yenilikler ve yeni iş modelleri ile girdilerin daha iyi bir araya getirilmesi gerektiğinin altı çizilmektedir.

Gülçin MANZAK AYDIN / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü)

 

Kaynak <https://anahtar.sanayi.gov.tr/tr/news/oecd-raporu-verimliligin-gelecegi/2103>



Features:

  • Supports a range of multimedia formats: images, flash, video, mp3s, html!
  • Auto detects formats or you can specify the format
  • Html descriptions
  • Enable/Disable page overlay when multibox pops up (via template parameters)
  • Enable/Disable controls (via template parameters)

  • Images Example


    Image #1. It can support html.
      
    Image #2. It can support html.
      
    Image #3. It can support html.


    Separeate Group Images Example


    Image #1. It can support html.
      
    Image #2. It can support html.
      
    Image #3. It can support html.


    Video Example:

    Youtube.com Video - CLICK ME
    UP: Carl and Ellie


    You can use the following video formats: flv, mov, wmv, real and swf. Just insert the URL to the videos in the href of the hyperlink, here is an example of how we did this for a Youtube video:

    YouTube Tutorial: Simply right click on a youtube video and copy the embed code, then paste into a text editor and look for the embed src and use that URL in your hyperlink.


    MP3 Example:

    MP3 example - CLICK ME
    mp3 example



    iFrame:

    iFrame/HTML Example - CLICK ME
    getfirebug.com




    I like what I see! I want to JOIN TODAY.

Ulusal ve uluslararası pazarlarda yoğun rekabetin yaşandığı bir ortamda faaliyet gösteren ülkemiz KOBİ’leri, yoğun olarak bankacılığa dayalı sistemlerden yararlanma yoluna gidebilmekte ve daha çok öz kaynakları ile faaliyetlerini sürdürmektedir. Ancak rekabet edebilirlik yeni ve teknolojik yatırımları gerektirmekte ve kaynak ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. Çoğunlukla öz sermaye yoğun çalışan KOBİ’lerimizin özellikle uzun vadeli finansman ihtiyacı daha da artmaktadır.

KOSGEB, KOBİ’lerin bilhassa uzun vadeli finansman kaynaklarından daha fazla yararlanması üzerine birçok destek mekanizma ve programlar üzerinde çalışmalar sürdürmektedir. Özellikle girişimciliği artıracak projeler üzerinde daha çok yoğunlaşılmakta ve KOBİ finansmanında alternatif finans araçlarına büyük önem verilmektedir.

A. GİRİŞİM SERMAYESİ YATIRIM ORTAKLIKLARI (GSYO) Deneyimi, yeterli sermayesi veya teminatı olmayan girişimcilerin, işin başında gerekli olan çekirdek ve başlangıç sermayesini veya işlerini

Makine tarafından oluşturulan alternatif metin:

büyütmek için gerekli olan ilave sermayeyi banka kaynaklarını kullanarak geleneksel yollardan sağlamaları pek mümkün olamamaktadır. Girişim sermayesi, fona sahip yatırımcıların, gelişme potansiyeli yüksek olan küçük ve orta ölçekli işletmelerin oluşumu ve faaliyete geçmesi için yaptıkları uzun vadeli bir yatırım olarak da ifade edilebilir. Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklıkları (GSYO), çıkarılmış sermayelerini esas olarak girişim sermayesi yatırımlarına aktaran kurumsal yatırımcılar olup faaliyetleri sermaye piyasası mevzuatına tabidir. Yatırım yapılacak girişim şirketlerinin ise; sınai, zirai uygulama ve ticari pazar potansiyeli olan araç, gereç, malzeme, hizmet veya yeni ürün, yöntem, sistem ve üretim tekniklerinin meydana getirilmesini veya geliştirilmesinin amaçlamaları ya da yönetim, teknik veya sermaye desteği ile bu amaçları gerçekleştirebilecek nitelikte olmaları beklenir. Bir projenin hemen her aşaması girişim sermayesi ile finanse edilebilmektedir. GSYO’lar, yatırım yaptıkları şirketlere finansman sağlamanın yanı sıra, gerekli olan yönetsel ve stratejik desteği de sağlayarak şirketlerin daha hızlı büyüme ve gelişmelerine de büyük katkı yapmayı amaçlamaktadır.

 KOSGEB ve Girişim Sermayesi Ülkemizde girişim sermayesi konusunda yeterli talep ve yatırımın olduğu pek söylenemez. Hem KOBİ’lerimizin hem de faaliyet gösteren Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklıklarının çekimserliği, yatırımları çok düşük seviyelerde bırakmıştır. Bu nedenle son yıllarda KOSGEB konuya ağırlık vermiş, sistemin gelişmesi için yeni oluşum ve çalışmalar içine girmiştir. KOSGEB, başta Avrupa Yatırım Fonu ile olmak üzere bu konuda birçok kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmış ve girişim sermayesinin ülkemizde de gelişimi için bazı projeler gerçekleştirmiştir.

 İstanbul Girişim Sermayesi İnisiyatifi (IVCI) IVCI, ülkemizde girişim sermayesi yatırımı yapan şirketlerin gelişimini hızlandırmak ve bu alandaki kapasiteyi artırmak üzere Avrupa Yatırım Fonu (AYF) öncülüğünde 2007 yılında Lüksemburgda kurulmuştur. Şirket ilk defa kurulmuş girişim sermayesi fonlarının yanı sıra, hâlihazırda girişim sermayesi fonu olarak yatırım yapan tecrübeli fonlara da yatırım yaparak fonların fonu şeklinde çalışmaktadır. Şirketin ortakları KOSGEB, AYF, TTGV (Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı), TKB (Türkiye Kalkınma Bankası) Garanti Bankası ve National Bank of Greece (NBG) olup en büyük hissedar ve taahhüt sahibi KOSGEB ve AYFdir.

 KOSGEB olarak bugüne kadar IVCIye aktarılan toplam fon miktarı 15 milyon 775 bin Avro’dur. IVCI ise

Makine tarafından oluşturulan alternatif metin:"PI

 bugüne kadar (Eylül 2012) 142 milyon 500 bin Avro tutarında taahhüt ile 9 adet fona onay vermiş, toplam 112 milyon 500 bin Avro tutarında taahhüt karşılığında bir eş-yatırım ve yedi adet fona yatırım yapmak üzere anlaşma imzalamıştır (www.ivci.com.tr).G-43 Anadolu Girişim Sermayesi Projesi “G-43 Anadolu Girişim Sermayesi Fonu” Türkiyenin sadece az gelişmiş bölgelerine odaklanacak bir girişim sermayesi fonu oluşturulması amacıyla Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarını bir araya getiren önemli bir projedir. İki kaynağın bir araya gelmesiyle kurulan G - 43 fonu için ilk etapta 16 milyon Euro’luk bir fon oluşturulacaktır.

 Fon yöneticisinin diğer yatırımcıları da çekerek fon büyüklüğünü 30 milyon Euro’ya ulaştırması ve bu fonun tamamının KOBİ’lere kullandırılması hedeflenmektedir. Fonun kullandırılacağı hedef bölge 43 ilden oluşmaktadır. GAP bölgesinin ayrı bir ağırlığı olacak ve fonun yatırımlarının yüzde 50si bu bölgeye ayrılacaktır. İşletme başına azami fon kaynağı 2,5 milyon Euro olacaktır. “G43 Anadolu Girişim Sermayesi Fonu” projesinde yer alan iller; Erzurum, Erzincan, Bayburt, Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan, Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli, Van, Muş, Bitlis, Hakkari, Gaziantep, Adıyaman, Kilis, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Şırnak, Siirt, Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye, Kayseri, Sivas, Yozgat, Kastamonu, Çankırı, Sinop, Samsun, Tokat, Çorum, Amasya, Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin ve Gümüşhanedir. KOBİ Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. (KOBİ A.Ş) KOBİ A.Ş; vizyon sahibi girişimcilerin, Türkiye ekonomisine katkı sağlayacak rekabet avantajına sahip ürün veya hizmet projelerini, sermaye ve yönetim desteği ile gerçekleştirmelerini sağlamak amacıyla 1999 yılında kurulmuştur. Ülkemiz KOBİ’lerinin finansman ihtiyacını gidermek amacıyla, aktif olarak 2004 yılının Ekim ayında çalışmaya başlayan KOBİ A.Ş.; bu tarihte Sermaye Piyasası Kurulu’ndan (SPK) alınan Portföy Yönetim Belgesi ile resmen girişim sermayesi faaliyetleri yapmaya hak kazanmıştır.

Makine tarafından oluşturulan alternatif metin:

 Bu misyon çerçevesinde KOBİ A.Ş; finansman temini, yeni pazarların tespit edilmesi, strateji oluşturulması konularında kaynaklarını devreye sokmak ve yol gösterici rol oynayarak giriştiği ortaklıkların büyümesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. KOBİ A.Ş; TOBB, Halk Bankası, KOSGEB, TESK ve 16 Sanayi ve Ticaret Odası'nın ortaklığında kurulmuş bir girişim sermayesi şirketidir. 2011 yılında şirketin amaçları arasına; çekirdek ve başlangıç aşamasındaki sermaye ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla melek yatırımcıların organize edileceği ve finansman eşleşmelerinin yapılacağı bir ‘iş melekleri’ ağının oluşturulması ve yönetilmesi ile İMKB GİP piyasa danışmanlığı hizmeti verebileceği hususları da eklenmiştir. KOBİ A.Ş., Kuruluşundan bugüne kadar dokuz adet işletmeye ortaklık yoluyla girişim sermayesi sağlanmıştır. Şirket beş aşamanın herhangi birinde yer alan KOBİ’lere yatırım yapabilmektedir (www.kobias.com.tr).

B. KREDİ GARANTİ SİSTEMİ

Finans sektörünün bilhassa uzun vadeli yatırım kredilerinde işletmelerden istediği yüksek miktarlı ve

Makine tarafından oluşturulan alternatif metin

 özellikli teminatlar, KOBİ’ler için en zorlu koşullardan biridir. Teminat yetersizliği, üretimden pazarlamaya kadar olan her aşamada kaynak ihtiyacı çeken işletmelerimizin öncelikli sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. İşte bu noktada öncelikle uzun vadeli yatırım kredilerinde istenen özellikli ve yüksek miktarlı teminatın kredi garanti kuruluşlarınca karşılanması, işletmelerinize yatırım için uygun koşullar sağlaması yönünde en önemli adımlardan biri olarak görülmektedir.Kredi garanti sisteminin varlığı, finans kuruluşlarının çekimser davrandığı yeni girişimciler ile Ar-Ge tabanlı şirketlere ve yüksek teminatlar istenen uzun vadeli yatırım kredilerine kefalet sağlanması açısından büyük önem arz etmektedir.Kredi garanti programları bir çok ülkede küçük işletmelere finansal destek ve teşvik mekanizması olarak uygulanabilmektedir.

 Ülkemizde de, KOBİ'lerin finansman ihtiyacını karşılamak ve desteklemek üzere Kredi Garanti Fonu A.Ş kurulmuştur. Kredi Garanti Fonu A.Ş. (KGF) Ülkemizde KOBİ’lerin kredi teminatı sorunlarının çözümüne yönelik olarak kurulan Kredi Garanti Fonu A.Ş., KOBİ‘lerin bankalardan kullandıkları kredilere kefalet sağlamak üzere, 1993 yılında kurulmuştur. Genç ve yaratıcı girişimciliğin geliştirilmesi, yenilikçi yatırımların gerçekleştirilmesi, ileri teknoloji içeren küçük girişimler, ihracatın desteklenmesi, istihdam ve bölgesel kalkınma amaçlı yatırımlar KGF kefaletlerinde öncelikli olarak değerlendirilen konulardır. Türkiyenin bütün yörelerindeki KOBİ’ler, esnaf ve sanatkarlar, tarımsal işletmeler ve çiftçiler, kadın ve genç girişimciler KGF kefaleti için başvurabilmektedirler. KGF, işletmelerin ihtiyacına dönük nakdi veya gayri nakdi her türlü kredi için kefalet verilmektedir.

 Ortaklık Yapısı KGF ülkemizde kredi garanti sistemi konusunda faaliyetlerini sürdüren tek kuruluş

Makine tarafından oluşturulan alternatif metin:

 niteliğindedir. Bugün itibariyle tamamı ödenmiş 240 milyon TL sermayesi bulunmaktadır. Diğer taraftan KGF’ye hazine tarafından, finansman imkanlarını geliştirmek ve kredi sisteminin etkin işlemesine katkı sağlamak amacıyla 1 milyar TL’ye kadar destek sağlanmıştır. KGF, kendi öz kaynağı ve Hazine desteği kapsamında kefalet sağlayabilmektedir. İki kefalet çeşidinin kullanım koşul ve şartlarında farklılıklar bulunmaktadır.

 KGF, hızla büyüyen ve gelişen bu yapısı ve potansiyeli ile bir çok ulusal ve uluslar arası kuruluşlarla anlaşmalar yapabilme potansiyeline erişmiş bulunmaktadır. Şirket ülke geneline yayılmış toplam 32 şubesi ile faaliyetlerini sürdürmektedir. Diğer taraftan anlaşmaya varılan ve çalışılan finans kuruluşu sayısı ise 39’a ulaşmış olup, KOBİ kredilerine sağlamış olduğu kefalet miktarı ise her yıl sürekli artarak devam etmektedir (www.kgf.com.tr).

 C. KOBİ’LERİN SERMAYE PİYASASINA AÇILMASI

 Borsaya kote olmanın ağır koşulları, KOBİ’lerin yapısı ve çekimserliği, KOBİ’leri sermaye piyasasından uzak tutmuştur. Ancak KOBİ’lerin desteklenmesi ve fon ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için sermaye

Makine tarafından oluşturulan alternatif metin:

 piyasalarının kullanılması stratejik önem arz etmektedir. KOBİ’lerin sermaye piyasalarından yararlanmalarını kolaylaştırmak amacıyla İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) bünyesindeki bir pazarda işlem görmelerini sağlayacak İMKB Gelişen İşletmeler Piyasası (İMKB GİP) Yönetmeliği 18 Ağustos 2009 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

 İMKB GİP’in, büyüme potansiyeli gösteren ve düşük maliyetle fon ihtiyacını karşılamak isteyen işletmeler için ara bir piyasa olması beklenmektedir. Sermaye piyasalarından kaynak temin etmenin yanında halka açılmak KOBİ’lere;

 Önemli büyüklükte kurumsal ve kalıcı finansman kaynağına ulaşma imkanı;

 • Ortaklarına ve yatırımcılara kendi hisse senetleri için bir piyasa yaratması;

 • İstikrarlı ve güven verici bir görünüm arz etmesi ve itibar artışı;

 • Kamuyu aydınlatma yükümlülükleri ile birlikte ortaklıklar daha şeffaf olmaları ve daha yaygın tanıtım imkânları sağlanması;

 • Halka açık hale gelinmesi, aile şirketi yapısından çıkıp, mülkiyet ve yönetimin ayrılmasına ve bu suretle şirketin profesyonel yöneticiler tarafından yönetilmesi gibi avantajlar sağlamış olacaktır.

 Bu nedenle KOSGEB, KOBİ’lerin sermaye piyasalarından yararlanabilmelerini sağlamak ve desteklemek için Gelişen İşletmeler Piyasası KOBİ Destek Programı”nı hazırlayarak çok kısa bir sürede uygulamaya başlamıştır. GİP'te ilk işlem gören şirketlerden Berkosan Yalıtım ve Tecrit Maddeleri Üretim ve Ticaret A.Ş. yaklaşık bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde İMKB kotasyon şartlarını sağlayarak ikinci ulusal pazarda işlem görmeye başlamıştır.

 Bu süre içerisinde İşletme, satışlarını iki katına piyasa değerini ise yaklaşık altı katına çıkarmıştır. Sonuç olarak; KOBİ’ler her geçen gün popülaritesi artan bu piyasada işlem görerek, finansmana ulaşma kanallarını genişletebilecek, daha az maliyetli finansman temin edebilecek, düzenli çalışan, güvenilir bir piyasa üzerinde işlem görerek kurumsal kapasitelerini de geliştirebilecek, İMKB ‘de işlem görebilmek için gerekli kotasyon şartlarının oluşturulmasının zeminini hazırlayacaklardır.

Faruk GÜREL / KOSGEB KOBİ Uzmanı

Kaynak <https://anahtar.sanayi.gov.tr/tr/news/kobiler-icin-alternatif-finansman-kaynaklari/269>

Girişimcilik Destek Programı

Programın Amacı

  • Girişimciliğin desteklenmesi
  • Girişimciliğin yaygınlaştırılması
  • Başarılı işletmelerin kurulması

Programdan Kimler Yararlanabilir

  • Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler,
  • Girişimciler 
  • İşletici Kuruluşlar (İş Geliştirme Merkezi’ni yönetmek üzere kurulan tüzel kişilik)

Programın Kapsamı

Bu program,

  • Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi,
  • Yeni Girişimci Desteği,
  • İş Geliştirme Merkezi (İŞGEM) Desteği
  • İş Planı Ödülünden oluşur.

A)Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi

Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi, kendi işini kurmak isteyen girişimcilerin bir iş planına dayalı olarak kuracağı işletmelerin başarı düzeylerini artırmak amacıyla düzenlenir.

Uygulamalı Girişimcilik Eğitimleri;

  • KOSGEB birimleri tarafından düzenlenen, 
  • Ulusal veya uluslararası projeler kapsamında, KOSGEB tarafından yürütülen,
  • KOSGEB ile işbirliği içerisinde çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından düzenlenen eğitimler,
  • Üniversiteler tarafından örgün eğitim kapsamında verilen girişimcilik dersleri’dir.

Bu eğitimler, 24 saati atölye çalışmalarından oluşan toplam 70 saatlik eğitimler olup; genel katılıma açık ve ücretsiz eğitimlerdir. 

B) Yeni Girişimci Desteği

Destekten Kimler Yararlanabilir

Bu destekten;

  • Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi’ni,
  • KOSGEB Genç Girişimci Geliştirme Programı’nı,
  • Küçük Ölçekli İşletme Kurma Danışmanlığı Desteği (KÖİDD) Programı’nı tamamlayarak eğitime veya programa katıldığını belgeleyen ve işletmesini kurangirişimciler,
  • İŞGEM’de yer alan işletmeler

yararlanabilir.

Yeni Girişimci Desteğinin Unsurları, Oranı, Süresi ve Üst Limiti

DESTEK UNSURU

 

ÜST LİMİTİ (TL)

DESTEK ORANI (%)

(1. ve 2 . Bölge)

DESTEK ORANI (%)

(3., 4., 5. ve 6. Bölge)

İşletme Kuruluş Desteği

Geri Ödemesiz

3.000

60

Kadın Girişimci

ve

Özürlü Girişimciye

%70 uygulanır.

70

Kadın Girişimci

ve

Özürlü Girişimciye

%80 uygulanır.

Kuruluş Dönemi Makine, Teçhizat, Ofis Donanım ve Yazılım Desteği

 

15.000

 

 

İşletme Giderleri Desteği

 

12.000

 

 

Sabit Yatırım Desteği

Geri Ödemeli

70.000

 

 

Destekten Yararlanma Koşulu ve Başvuru

Programdan yararlanmak isteyen işletmelerin www.kosgeb.gov.tr adresindeki KOSGEB Veri Tabanı’na kayıt olması ve KOSGEB Hizmet Merkezi’ne iş planı ve ilgili belgeler ile birlikte başvurusu yapması esastır.

C) İş Geliştirme Merkezi (İŞGEM) Desteği

KOBİ’lere işletme geliştirme koçluğu, destek ağlarına ulaşım, finans kaynaklarına erişim imkânı, uygun koşullarda iş yeri mekânı, ortak ofis ekipmanı ve ofis hizmetleri sunmak amacıyla kurulacak bir İŞGEM’in, kuruluş ve işletme giderlerine destek sağlanmaktadır.

Desteğe Kimler Başvurabilir?

Belediyeler,

Üniversiteler,

Özel İdareler,

Kalkınma Birlikleri,

Meslek Kuruluşları,

Kâr amacı gütmeyen kooperatifler.

Destek Unsurları, Oranı, Süresi ve Üst Limiti

İŞGEM Kuruluş Desteği süresi en fazla 18 ay,

İŞGEM İşletme Desteği süresi en fazla 36 aydır.

DESTEK UNSURU

 

ÜST LİMİTİ (TL)

DESTEK ORANI  (%)

(1. ve 2. Bölge)

DESTEK ORANI (%)

(3.,4.,5. ve 6. Bölge)

İŞGEM Kuruluş Desteği

 

- Bina Tadilatı

- Mobilya Donanım

- İŞGEM Yönetim

Geri ödemesiz

750.000

 

(600.000

125.000

25.000)

60

70

İŞGEM İşletme Desteği

 

- Personel

- Eğitim, Danışmanlık

-- Küçük Tadilat

 

100.000

(30.000

50.000

20.000)

60

70

Destekten Yararlanma Koşulu ve Başvuru

İŞGEM kuruluş ve işletme desteği için KOSGEB Hizmet Merkezine iş planı ve ilgili belgeler ile birlikte başvuru yapılması esastır.

Destekten yararlanmak isteyen işletici kuruluş, www.kosgeb.gov.tr adresindeki KOSGEB Veri Tabanına kayıt olur.

D) İŞ PLANI ÖDÜLÜ

Üniversiteler tarafından örgün eğitim kapsamında verilen Girişimcilik dersini alan öğrenciler arasında İş Planı Ödülü Yarışması düzenlenir.

İş Planı Ödülünden yararlanmak isteyen üniversite KOSGEBe başvurur.

İş planları ilk üç dereceye girmiş olan öğrencilerden, en fazla 24 ay içinde işini kurmuş olmaları kaydı ile;

  • Birinciye 15.000 TL,
  • İkinciye  10.000 TL,
  • Üçüncüye 5.000 TL ödül verilir. 

Kaynak <http://kosgeb.gov.tr/Pages/UI/Destekler.aspx?ref=8&refContent=69>

e-Bülten 'e Kayıt Olun

Güncel Haberler, Kampanya ve İndirim Teklifleri hakkında bilgilendirilmek isterseniz e-Bülten Programımıza üye olabilirsiniz.

Hakkımızda

Yeni millenyum ile beraber internet ve eTicaret hayatımızın değişmez bir parçası oldu. Artık dünya eskisinden de küçük, ve eskisinden de hızlı dönüyor. Zaman ve kaynakların çok daha değerli olduğu günümüzde, 2005'ten beri sizleri en doğru kaynaklara yöneltebilmek için çaba sarf ediyoruz.

fabrikadan.com'da yer alan kullanıcıların oluşturduğu tüm içerik, görüş ve bilgilerin doğruluğu, eksiksiz ve değişmez olduğu, yayınlanması ile ilgili yasal yükümlülükler içeriği oluşturan kullanıcıya aittir. Bu içeriğin, görüş ve bilgilerin yanlışlık, eksiklik veya yasalarla düzenlenmiş kurallara aykırılığından fabrikadan.com hiçbir şekilde sorumlu değildir. Sorularınız için ilan sahibi ile irtibata geçebilirsiniz. Yer Sağlayıcı Belge No : 581